Radyo TimeRadyo Time

ANSİAD’dan 7 maddelik öneri

ANSİAD son dönemde yaşanan ekonomik gelişmelerin ülkemize ve iş dünyasına yansımalarına ilişkin korona virüsü, İdlib'de ateşkes sağlanması ve Rusya konusunda 7 maddelik öneri paketi hazırladı.
Bu haber 66 kere okunmuş.11 Mart 2020, Çarşamba - 11:21

Prof. Dr. Havva İşkan Işık, “İmparator Neron'un prestij eseri deniz feneri, hamamları ve meclisiyle Patara mücevher gibi bir kent” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 5’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Kurucu & Şeref Üyesi ve Orkun & Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. sahibi Himmet Öcal’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, ANSİAD Fahri Üyesi & Patara Kazıları Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık oldu. ‘2020 Patara Yılı - Geçmişten Geleceğe’ konusunun konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “2020 yılının Patara Yılı olmasından dolayı çok mutluyuz. En başından beri bu kazıda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyor, şahsım ve yönetim kurulum adına elimizden gelen bütün desteği sunmak istediğimizi tekrar belirtmek istiyorum” dedi. Akıncı, “Yönetim kurulu olarak bu konuda birlikte hareket etme çağrısı yaptıklarını dile getiren Akıncı, “Tarihi mirasımıza sahip çıkmak, turizm ekonomisine ve şehrimize katma değer anlamında büyük bir ivme kazandıracaktır. Daha önceki toplantımızda birlikte hareket edelim çağrısı yapmıştım ve bu birlikteliğin gerçekleştiğini görmek bizim için çok mutluluk verici bir durum. Bundan sonrası hepimizin işi” diye konuştu. 

Ekonomide yaşananlar salgının ötesinde

Dünyayı etkileyen korona virüsü, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Suriye’deki gelişmelerin ekonomiye yansımalarıyla ilgili konuşan Başkan Akıncı, bu konuda iyimser ve olumsuz senaryolara dikkat çekerek, “Çin başta olmak üzere borçlanma düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde ekonomide yavaşlama ötesinde, küresel mali istikrarı da bozabilecek potansiyele sahip. 2020 yılı dünyada ve Türkiye’de olumsuz haberlerle başladı. Küresel bir perspektiften baktığımızda 2020 yılına damgasını vuracak olayın Korona virüs olduğunu söyleyebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü bunu bir salgın olarak tanımladı ancak korona virüsün dünya ekonomisindeki etkisi bir salgının çok ötesine geçmiş durumda” dedi. Hastalığın yayılmasının ne zaman duracağı, ekonomik ve sosyal yaşamın ne zaman normale döneceği konusunun belirsizliğine dikkati çeken Akıncı, “Küresel ekonomik etkiye ilişkin olumlu senaryo virüs yayılmasının Mart sonu veya Nisan ayında durması, dünya ekonomisinde 3. çeyrekten itibaren toparlanma olmasıdır. Küresel ekonomik etkiye ilişkin olumsuz senaryo virüs yayılmasının ikinci çeyrekte devam etmesidir. Çin başta olmak üzere borçlanma düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde böyle bir durum ekonomide yavaşlama ötesinde, küresel mali istikrarı da bozabilecek potansiyel taşımaktadır. Bu durumda küresel ekonominin resesyona girmesi ve yılın ikinci yarısında da birçok sektörün olumsuz etkilenmesi mümkündür. Çin dünyanın önemli bir tedarik merkezidir. Virüsün İtalya'ya benzer biçimde Almanya ve ABD'de yayılması halinde küresel resesyon kaçınılmaz hale gelecektir” dedi. 

İyi değerlendirilirse sektörler büyüyecek

Çin ekonomisinin durma noktasına gelmesinin Avrupa, Afrika, Orta Doğu bölgelerinden talep kaymasına neden olduğunu belirten Akıncı, “Türkiye'ye yönelik giyim, plastik, metal eşya, demir-çelik gibi ürünlerde siparişler artmıştır. Bu durum iyi değerlendirilebilirse, kısa dönemdeki bu talep artışı uzun döneme yansıyıp belli sektörlerde sürdürülebilir bir büyüme sağlanabilir. Türkiye bu sektörlerde yeni pazar kazanma şansına sahiptir. Bununla birlikte Çin Türkiye için de önemli tedarik kaynağıdır. 2019 yılında Çin'den 19 milyar dolara yaklaşan ithalatımızda elektronik girdi ve ürün ofis malzemeleri, kimyasal girdi ve ürün, plastik, metal eşya, makina ana kalemlerdir. Dolayısıyla hammadde bağımlılığı az olan sektör ve şirketler bu durumdan yararlansa da diğerlerinde girdi temini ve girdi maliyetlerinde artış sorunu yaşanacaktır” diye konuştu. Çin ve Asya ekonomilerindeki yavaşlamada Türkiye'nin diğer şansının, Türkiye’nin bu ülkelere ihracatının düşük olmasından kaynaklanacağını dile getiren Akın Akıncı, “Örneğin Çin'e ihracatımız 2.5 milyar dolar düzeyinde olup, maden ve mermer ağırlıklıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin natif girdi kaynakları bulduğu takdirde ihracat veya üretim bakımından Çin ekonomisinde yavaşlamadan en az etkilenecek ülkeler arasında kalması mümkündür” dedi. 

Turizm sektörü için acil eylem planı

Türkiye ekonomisi için en önemli riskin virüsün Türkiye'de de yayılması olduğunun altını çizen Başkan Akıncı, “Bununla beraber, son yıllarda Türkiye ekonomisi için önemi daha da artan turizm sektörünün bu durumdan nasıl etkileneceği hayati önem taşıyor. Korona virüs sorununun büyümesi ihracatı, üretimi ve turizmi olumsuz etkileme potansiyeline sahip. Turizmin canlanacağı dönemlerde korona virüsün etkisinin devam etmesi durumunda Türkiye’nin bu olumsuz senaryo için mutlaka bir çözümü hazır tutması gerekiyor. Şubat ayında Almanya gibi pazarlarda yaz aylarına dönük rezervasyonlarda sert düşüşler başlamıştır. Virüsün etkilerinin uzaması yaz aylarına dönük talebi etkileyecektir” diye konuştu. Türkiye’nin başta hukuk sistemi ve istikrar ortamına ilişkin siyasal ve ekonomik reformları gerçekleştirmediği takdirde sağlıklı bir ekonomik performansa kavuşamayacağını sözlerine ekleyen Akıncı, “Korona virüs ve Suriye sorunu yapısal sorunlara ek olarak ekonomiyi zayıflatan faktörlerdir. 2020 yılında yüksek büyümeyle beraber artması beklenen ithalatı dengelemek için hayati önem taşıyan turizm sektörü için bir risk planının çıkarılması şart” dedi. 

Türkiye’nin imajı

İdlib'de Rusya, İran ve Suriye güçleriyle çatışma haline gelinmesinin, mülteci konusuyla birlikte daha büyük bir soruna dönüştüğünü belirten Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “İdlib'de Türkiye'yi ABD'deki bir kanat dışında destekleyen ülke görünmemektedir. Dünya kamuoyunda Türkiye'nin radikal unsurları desteklemek üzere Suriye rejimi ile savaştığı algısı yerleşmektedir. Son aylarda Türkiye, dünya medyasında sürekli olarak deprem, savaş ve mültecilerle ilgili olarak olumsuz haberlerle anılmaktadır. Türkiye kamuoyunun ve iş dünyasının da bu çatışma halinin uzamasından tedirgin olduğu açıktır. İdlib’teki gerginliğin artmasıyla beraber başlayan risk algısındaki artışın döviz kuruna yansıması bu gerginliğin sürmesi durumunda neden olacağı tahribat hakkında önemli ipuçları vermişti. Sağlanan ateşkes ve ABD Merkez Bankası FED’in faiz indirimi döviz kurundaki yukarı yönlü baskıyı durdurmuş durumda. Bu kuşkusuz olumlu bir gelişme. Bunun dışında Rusya ile yaşanacak gerginliğin başta turizm ve taahhüt sektörü olmak üzere Türkiye ekonomisindeki kilit sektörlerde yapacağı olumsuz etkinin de önüne geçilmiş oldu. Çatışma süreci sona erse bile siyasi ilişkilerin zayıflaması durumunda 2015 yılındaki gibi olmasa bile turizm sektörü etkilenecektir.” Suriye-İdlib ile birlikte diğer bir sorunun Yunanistan sınırındaki mülteciler olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Bu durum, Avrupa medyasında Türkiye'nin şantajı, mültecileri savaşa destek için kullanması, AB-Türkiye arasındaki 6 milyar Euro'luk anlaşmanın ihlali olarak sunulmaktadır. Mülteci sorunu 2-3 ay daha devam ettiği takdirde başta turizm olmak üzere Avrupa ile ekonomik ilişkilerin zayıflayacağı açıktır. Ateşkesin bölgedeki huzurun ve güvenliğin tesis edilmesi için bir başlangıç noktası olması kuşkusuz hepimizin bir temennisi olarak ortaya çıkmaktadır” dedi. 

Ekonomi dışı yapısal reform talebi

Dünyayı etkileyen korana virüsü, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Suriye'deki gelişmelerin ekonomik yansımalarına ilişkin 7 maddelik önerilerini dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

1. Koronavirüsün yayılma riskine karşı özellikle kitlesel alanlarda önlemlerin artırılması gereklidir. 

2. Çin'den gelen girdilere bağımlı sektörler için natif tedarik imkanları planlanmalıdır.

3. Yerli girdi üretimini artırmaya, ihracat pazarlarını güçlendirmeye önem verilmelidir. 

4. TL'ye güven artırıcı politika duruşu ve söylemi güçlendirilmeli, ham madde fiyatlarından gelecek enflasyonist etki dikkate alınmalıdır.

5. İdlib sorunu, komşu ülkelerle ilişkilerin bozulmasına neden olmaktan çıkarılmalı, Rusya, İran ve Suriye ile kalıcı bir çözüm için anlaşma sağlanmalıdır. Anlaşma Suriyeli mültecilerin haklarını ve geleceğini de garanti altına almalıdır.

6. Mülteci sorunuyla ilgili olarak Türkiye'nin mülteci yükü dünyaya ve özellikle Avrupa kamuoyuna daha iyi anlatılmalı, Yunanistan sınırında oluşacak can kayıplarından ülkemizin de sorumlu tutulacağı dikkate alınmalıdır.

7. Bu aşamada girişilebilecek yapısal reformlar ekonomi dışı olanlardır. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, eğitimde bilimsel temele geçiş, yurtta ve dünyada barış ilkesine dönüş gibi adımlar Türkiye’deki riskleri düşürmenin ve dünyada Türkiye aleyhine oluşmuş bulunan risk algısını düzelmenin tek yoludur. Bu aşamada ekonomik reformlara girişmek çok anlamlı görünmüyor.

Kılavuz anıtı Patara’ya dönüyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizmde Türkiye'nin kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmak amacıyla başlattığı çalışmada 2020 temasını Patara olarak belirlemesinin Patara için önemine dikkati çeken Prof. Dr. Havva İşkan Işık, “32 yıl önce adım attığım Patara Antik Kenti’nde ekibimizle onlarca eserin gün yüzüne çıkmasını sağladık” dedi.  Eşi Prof. Dr. Fahri Işık ile antik kentte ilk kazmayı vurduklarını kaydeden Havva Işık, ilk zamanlar köylülerin evinde, sonraki yıllarda ise çadırda konakladıklarını kaydetti. Prof. Dr. Havva İşkan Işık, "Patara antik dönemde Mısır'dan Atina'ya, Rodos'a kadar her coğrafyayla ilişki içinde olan bir kent. İmparator Neron'un prestij eseri deniz feneri, hamamları ve meclisiyle Patara mücevher gibi bir kent" diye konuştu. Patara'nın Likya ve Anadolu tarihini yeniden yazdığını belirten Işık, 1981'de Patara'ya geldiklerinde bataklıkla karşılaştıklarını, kazıya başladıkları ilk dönemlerde verilen bir traktörün bile kendilerini çok mutlu ettiğini belirterek, “Son yıllarda kazıları teknolojinin en son imkanlarını kullanarak yapıyoruz, kentin en önemli eserlerinden olan yol kılavuz anıtını da Antalya Müzesi'nde yapılan konservasyon çalışmalarının ardından ait olduğu antik kente döndüreceğiz” dedi. Patara'nın Türkiye'nin en önemli antik kentlerinden olduğuna işaret eden Işık, “Patara Limanı dönemin Anadolu limanlarının en önemli limanlarından birisidir. Patara, antik dönemde Mısır'dan Atina'ya, Rodos'a kadar her coğrafyayla ilişki içinde olan bir kent. İmparator Neron'un prestij eseri deniz feneri, hamamları ve meclisiyle Patara mücevher gibi bir kent” diye konuştu. 

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve toplantı başkanı Himmet Öcal, günün anısına Prof. Dr. Havva İşkan Işık’a seramik heykel hediye etti. 

Etiketler: ANSİAD  

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

6 + 7 = ?

 
En Son Haberler
AnketTümü
Antalya BŞB Başkanı Muhittin Böcek'in çalışmalarını beğeniyor musunuz?
 
haber yazılımı: buki