Radyo TimeRadyo Time

“Beraber hareket etmeliyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir” dedi.
Bu haber 130 kere okunmuş.22 Mart 2019, Cuma - 15:21

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Zirve Dönem Başkanı sıfatıyla yaptığı çağrı üzerine Yeni Zelanda’da camilere yönelik terör saldırısı gündemiyle bir araya gelen İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı’na katıldı.

Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıları “Ülkemize ikinci eviniz Türkiye’ye bir kez daha hoş geldiniz” diyerek selamladı.

“İslam İşbirliği Teşkilatı üye sayısı bakımından Birleşmiş Milletler’den sonra en büyük beynelmilel kuruluştur”

Toplantı katılımcılarını 565 yıldır ezanların gökyüzünü süslediği, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm Müslümanlara selamlarını göndererek Recep aylarını tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör saldırısı sonrasında yaralarını saran Yeni Zelandalıların acılarını paylaştığını, Afganistan’dan Pakistan’a, Irak’tan Somali’ye kadar terörle mücadele eden Müslümanlara dayanışma mesajlarını gönderdiğini belirterek Yeni Zelanda’daki terör saldırısı başta olmak üzere teröre kurban verilen şehitleri rahmetle yâd etti.

Yeni Zelanda halkına taziyelerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda yöneticilerinin Acil İcra Komitesi toplantısına katılmalarının maktullerin aileleri ve tüm Müslümanlar için son derece anlamlı olduğunu kaydetti.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın üye sayısı bakımından Birleşmiş Milletler’den sonra en büyük beynelmilel kuruluş olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın gayesinin Kudüs Davası başta olmak üzere İslam dünyasının en önemli meselelerine sahip çıkmak olduğunu hatırlattı.

“Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin aralıksız tacizlerine, saldırılarına maruz kalan Müslümanların ilk kıblesi Kudüs’ün hakkını korumanın teşkilatın birinci vazifesi olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti: “Bununla beraber Müslümanların huzurunu, bekasını, hayat hakkını hedef alan her kritik hadise, her saldırı biz ve teşkilat için önemlidir. Filistin davasına sahip çıkmak, İsrail zulmü karşısında Filistin’in hak ve hukukunu savunmak bizim için vazgeçilmezdir. Son olarak dün Amerikan Başkanı’nın Golan Tepeleriyle ilgili talihsiz açıklaması bölgeyi yeni bir krizin, gerilimin eşiğine getirmiştir. Golan Tepeleri 1967’den bu yana İsrail’in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali sadece bölgedeki Arapları değil, Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın böyle hassas meselede sessiz kalması, emri vakilere sessiz kalması düşünülemez. Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İslam dünyası ile tüm insanlığın geleceğini tehdit eden olaylar karşısında bigâne kalmasının, kayıtsız davranmasının düşünülemeyeceğini belirterek, “Bilhassa bu hassas süreçte, doğrudan bizi ilgilendiren hususlarda daha aktif, daha girişken olmamız ve mesuliyet üstlenmemiz gerekiyor” dedi.

“Yeni Zelanda saldırısından önce de dünyanın farklı noktalarında Müslümanlar katliamlara maruz kaldı”

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da her zamankinden daha çok inisiyatif alması gereken bir dönemden geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda’da gerçekleşen kanlı terör saldırısında 51 Müslümanın şehit edildiğini, 47 Müslümanın da yaralandığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu olay, kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının ve nefretin inkârı mümkün olmayan bir dışa vurumudur. Manifestodan dehşet verici görüntülere, saldırganın silahının üzerindeki tarih, isim ve yerlere kadar pek çok husus bu gerçeği ispat etmektedir. Bu saldırı aysbergin, yani buzdağının görünen yüzüdür” ifadelerini kullandı.

Yeni Zelanda saldırısından önce de dünyanın farklı noktalarında Müslümanların şiddete, zorbalığa ve katliamlara maruz kaldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1993 yılında Solingen’de Neonazilerin, evlerini ateşe vererek 5 Türk vatandaşını şehit ettiğini, 1994 yılında El Halil’de İsrailli bir sivil işgalcinin Halil İbrahim Camii’nde sabah namazı kılan 29 Müslümanı şehit ederek 125 Müslümanı yaraladığını, 2011 yılında Oslo yakınlarındaki Utoya adasında 77 kişinin, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir cani tarafından öldürüldüğünü, 2015 senesinde Çapel Hill kentinde 3 gencin bir ırkçı tarafından evlerinde vurularak katledildiğini, 2017 yılında Kanada’daki cami saldırısında 6 Müslümanın şehit edildiğini, Batı Avrupa’da, 2013-2017 yılları arasında Neonazi gruplarınca gerçekleştirilen 113 terör saldırısında 66 masum cana kastedildiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yükselen kültürel ırkçılıktan yalnızca Müslümanların değil, Musevilerin, Afrikalıların, Asya kökenlilerin ve Romanların da mağdur olduğuna dikkati çekerek saldırıları gerçekleştiren faillerin de ‘psikolojik rahatsız’ olarak atfedildiğini, olayın da ‘münferit, adi suç’ denilerek örtbas edildiğini söyledi.

Dile getirdiği saldırıların faillerinin hiçbirinin İslam düşmanı, yabancı karşıtı ve terör suçlamasıyla hâkim karşısına çıkarılmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün işlediği ırkçı cinayetlerin da medya ve Alman resmi makamlarınca ‘dönerci cinayetleri’ yaftasıyla küçümsendiğini hatırlattı.

“Sadece kendimiz için değil, evlatlarımızın istikbali için de sorumluluk üstlenmeliyiz”

Müslümanları ve tüm insanlığı tehdit eden meselelerin sükûtla geçiştirilemeyeceğini, görmezden gelinen sorunların katlanarak, büyüyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz tepkimizi çok güçlü bir şekilde göstermedikçe, Neonazi virüsü bünyeyi daha fazla saracaktır. Biz sesimizi yükseltmedikçe, batılı hükûmetler konforlarını bozmayacaktır. Biz birilerini rahatsız etme pahasına tavrımızı ortaya koymadıkça, saldırılar daha da pervasızlaşacak, ırkçı fanatikler daha da azgınlaşacaktır. Sonuçta, Allah korusun 1940’larda Avrupa’da olduğu gibi telafisi mümkün olmayan felaketler yaşanacaktır. Biz, acı da olsa hakikatleri dillendirmedikçe, batılı medya kuruluşları İslam düşmanlığını körüklemeye, ateşe benzin dökmeye devam edeceklerdir. İşte bunun için gördüğümüz sıkıntıları cesaretle ifade etmeli, hep birlikle üzerine gitmeli, yüzleşmeli, çözüm yollarını da yine beraberce aramalıyız. Sadece kendimiz için değil, evlatlarımızın istikbali için de bu sorumluluğu üstlenmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir daha benzer acıların yaşanmaması, camilerin kan gölüne dönmemesi ve fitne tohumlarının boy vermemesi için net bir şekilde tavır ortaya koymak gerektiğine vurgu yaparak Teşkilatın Zirve Dönem Başkanı sıfatıyla, sorumluluklarının hakkını vermek için uzun süredir muhataplarıyla bu meseleyi gündeme taşıdıklarını bildirdi.

Hemen her fırsatta muhataplarının dikkatini nefret suçlarına çekmeye çalıştığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 6,5 milyon vatandaşı dünyanın 195 ayrı devletinde yaşayan bir ülke olarak yabancı karşıtlığını ve İslam düşmanlığını kendi meselesi olarak gördüğünü sözlerine ekledi.

“Yükselen İslam düşmanlığıyla kararlılıkla mücadele edilmeli”

Bugün İngiltere nüfusunun yüzde 7’sini Müslümanların oluşturduğuna, Avrupa'da 44 milyon, Amerika’da 5 milyon Müslüman yaşadığına ve dünya genelinde 400 milyon civarında Müslüman diaspora ve azınlık bulunduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neonazi örgütler, ırkçı çeteler, fanatik sağ partiler, İslam düşmanlığı üzerinden iktidar hevesi kuran muhteris siyasetçiler; işte bu insanları, sayıları yüz milyonlarla ifade ettiğimiz böyle bir kitleyi hedef alıyor” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslamofobi, Zenofobi veya aşırı sağ diye tarif edilen bu yapıların artık politik akımlar olmaktan çıktığının altını çizerek şu anda açıkça bir İslam düşmanlığı, Müslüman nefreti yaşandığını ve bu meselenin de sadece siyasetin, sivil toplumun, sadece akademik çalışmaların, araştırma kuruluşlarının konusu olmaktan çıktığını, bu tehdidin artık güvenlik birimlerinin, devlet adamlarının, sokaktaki vatandaşın da meselesi hâline geldiğini söyledi.

“Batılı basın yayın organları kendilerini çok ciddi bir öz eleştiriye tabi tutmak zorundadır”

“Tıpkı DEAŞ gibi, eş-Şebab, PKK gibi, Neonazi örgütleri de terör yapılanması olarak ele alınmalı, bu şekilde değerlendirilmelidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın Holokost sonrasında antisemitizm ile nasıl mücadele etmişse, yükselen İslam düşmanlığıyla da aynı kararlılıkla mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.

DEAŞ eylemlerine nasıl tepki veriliyorsa, aynı güçlü tepkinin Neonazi saldırılarına da gösterilmesi gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bunların hepsi aynı madalyonun farklı yüzleridir. Bunların hepsi masumların kanıyla beslenen parazitlerdir. Özellikle batılı basın yayın organları kendilerini çok ciddi bir öz eleştiriye tabi tutmak zorundadır. Müslümanları ötekileştirerek, mültecileri düşmanlaştırarak kendilerine iktidar yolu açan politikacılar söylemlerine çekidüzen vermelidir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra, Paris, Brüksel ve Amsterdam’da yaşanan araba kazalarında bile hemen terör ihtimali aranırken, organize ve örgütlü saldırıların adi suç kapsamında değerlendirilmesini doğru bulmadıklarının üzerinde durarak nefret suçlarını önemsizleştirmenin hiç kimseye bir faydası olmayacağını söyledi.

“Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “İsrail’in Kudüs’te ve tüm Filistin’de dünyanın gözü önünde sürdürdüğü terör devleti uygulamalarını gizlemeye, saklamaya çalışmak beyhudedir. Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dillendirdiğimiz için şahsımı hedef almak, batı dünyasında nefret objesi hâline getirmek kimseye bir fayda sağlamaz” sözlerine yer verdi.

Doğru bildiklerini söylemekten çekinmediklerini ve asla çekinmeyeceklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ırkçı medya kuruluşlarının, Neonazilerin söylemlerine lojistik destek veren Türk ve Müslüman düşmanı siyasetçilerin baskılarına da boyun eğmediklerini vurguladı.

“40 yıldır manşetlerle çarpışıyoruz, iftira kampanyalarıyla mücadele ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de, yarın da hakkı söyleyecek, hakikati haykıracağız” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda makamlarına ve halkına da gösterdikleri hassasiyet ve kararlı duruş dolayısıyla teşekkürlerini iletti.
Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in sergilediği empati ve Müslümanlarla dayanışmasının tüm dünya liderlerine örnek olması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Ardern’in dediği gibi, elbette terör saldırısını gerçekleştiren caninin adını anmamalıyız. Ancak bu vahşi terör eyleminin unutulup gitmesine de müsaade etmemeliyiz. Bu teröristi hak ettiği şekilde cezalandırarak, tüm bağlantılarını ortaya çıkartarak, aynı hevesleri taşıyanlara çok güçlü bir mesaj vermeliyiz” dedi.

“İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde atabileceğimiz pek çok adım olduğunu düşünüyorum”

İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılık ile mücadelede asıl görevin batılı devletlere düştüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar olarak bu sorunu artık daha ciddi ele almaları gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunun çözümüne yönelik İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde atabilecek pek çok adım olduğunu düşündüğünü aktararak, 10 Yıllık Eylem Planı’nda İslam düşmanlığı konusuna yer verildiğini ancak bu konuda gereken düzeyde bir çaba sergilenmediğini sözlerine ekledi.

Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip ederek bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilat bünyesindeki Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu’nun güçlendirilmesi dâhil siyasi, bürokratik ve sivil toplum araçlarını nasıl daha etkin olarak kullanabileceğinin zirvede tartışılması gerektiğini kaydetti.

“Burada vereceğiniz mesajların İslam düşmanlığıyla mücadelede mihenk taşı olacağına inanıyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir” diye konuştu.

Yeni Zelanda saldırısında şehit olanlara bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada vereceğiniz mesajların İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede bir mihenk taşı olacağına inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını Yeni Zelanda’daki saldırıda hayatını kaybedenler için Fatiha okunmasını isteyerek tamamladı.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters’i kabul etti.

Etiketler: Recep Tayyip Erdoğan  

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

7 + 5 = ?

 
En Son Haberler

-------------------------------------------------------------------

haber yazılımı: buki