"Dinlenmeden çalışmalıyız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Bursları ve 8. Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından ATO Congresium’da düzenlenen törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören salonunun adeta Birleşmiş Milletler Salonu’nu andırdığını belirterek, dünyanın dört bir yanından gelen gençleri selamladı.
Bu haber 92 kere okunmuş.04 Temmuz 2019, Perşembe - 12:32

“Bu salonda Nobel Ödülü alacak bilim adamlarını görüyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezun olan bin 500 öğrenci ile Türkiye burslarıyla üniversitelerde hâlen öğrenim gören tüm uluslararası öğrencilere başarılar diledi.

Türkiye'deki eğitimlerinin ardından 165 ayrı ülkede kendi halklarına hizmet veren tüm mezunlara da selam gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu salonda geleceğin bakanlarını, başbakanlarını, siyasetçilerini, sanatçılarını, inşallah Nobel ödülleri alacak bilim adamlarını görüyorum. Bu salonda eserleriyle, çalışmalarıyla hem kendi ülkelerine hem de tüm insanlığa hizmet edecek gönül neferlerini görüyorum. Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık eylesin" dedi.

Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin ve mezunların her birini büyük Türkiye ailesinin birer mensubu ve Türkiye’nin doğal temsilcisi olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bursları ve kendi imkanlarıyla ülkemizde eğitim-öğretim gören gerek mezunlarımıza, gerek öğrencilerimize milletimizin kalbi de devletimizin kapıları da daima açıktır. Biz sizleri hiçbir zaman unutmayacağız, sizlerin de bizi daima kalbinizde yaşatacağınıza inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye bursları vasıtasıyla Türkiye’de eğitim-öğretim gören mezunların sayısının yaklaşık 150 bin civarında olduğunu bilgisini vererek, programın temellerini atan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı rahmetle yâd etti.

“Küresel düzeyde fırsat eşitliği hâline dönüşen burs programımızı geliştirerek sürdüreceğiz”

Türkiye burslarına sadece bu yıl dünya genelinden yaklaşık 147 bin başvuru olmasının, programın amacına ulaştığının göstergesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye burslarına en çok başvurunun Suriye, Filistin, Afganistan, Yemen, Irak, Somali, Myanmar gibi ciddi sıkıntılarla boğuşan yerlerden gelmesinin de programın asli gayesine ulaştığının işareti olarak gördüğünü dile getirdi.

 “Yükseköğrenimde küresel düzeyde bir fırsat eşitliği hâline dönüşen burs programımızı geliştirerek sürdürmekte kararlıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda burslu ve kendi imkânlarıyla olmak üzere 182 ayrı ülkeden 150 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yaptığını, hedefin 2023 yılında uluslararası öğrenci sayısını 200 bine çıkarmak olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en kadim eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan bu toprakları inşallah yeniden en ön sıralara çıkaracağız. Üniversite sayımızı 76’dan 206’ya çıkarmakla, akademisyen sayımızı 70 binden 166 bine yükseltmekle bunun ilk adımlarını attık” değerlendirmesinde bulundu.

Japonya’daki kadın üniversiteleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 Zirvesi dolayısıyla bulunduğu Japonya’da 800 üniversitenin yüzde 10’unun kadın üniversitesi olduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sadece kızlardan oluşan üniversite. Nitekim bu üniversite şahsıma bir fahri doktora verdi. Tabi 80 üniversitenin bu şekilde olması ta kreşten alıp ilk, orta, lise, ardından da üniversite olmak suretiyle çok farklı bir yapıyı Japonya’da oluşturmuş durumdalar. Bütün bunlarla beraber bu alanda atılan adımın bizler için önem arz ettiğini şu anda YÖK Başkanına hatırlatıyorum. Çok önemli bir şey ve Türkiye de benzer bir adımı atmalı. Zira şöyle lise yıllarımızda ülkemizde de kız liselerinden tutun erkek liselerine varıncaya kadar bunların hepsi yok muydu? Vardı. Sonra bunların hepsini karıştırdılar birbirine bir değişik hâle getirdiler, şimdi yeniden bunları toparlama dönemine girmiş bulunuyoruz. Fakat Japonya’daki örnek çok çok ilginçti, 800 üniversitenin yüzde 10’u, 80 üniversitenin sadece kız üniversitesi olması ve bunların da kreşten başlayıp ilk, orta, lise, ondan sonra üniversiteye gelmesi manidardır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının yurt dışında 2 üniversite, 269 okul ve 35 yurt ile hizmet verdiğini, pek çok sivil toplum kuruluşunun da benzer adımlar attığını anlatarak, bu konuda altyapının güçlendirilmesi, kalitenin yükseltilmesi gerektiğini bunun için tüm kurumlara daha fazla iş birliği yapmaları tavsiyesinde bulundu.

Uluslararası öğrencilerin mezuniyetleri sonrasında çalışmalarının da yakından takip edilmesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın bunun takibini yapması gerektiğini, çünkü bu öğrencileri Türkiye’nin birer misyon şefleri olarak gördüklerini dile getirdi.

“Evlatlarımıza miras kalacak bir gönül köprüsü kurduğumuza inanıyorum”

22 ayrı ülkede 23 mezunlar derneğinin bulunduğunu, diğer ülkelerdeki mezun derneklerinin kuruluşunun da hızlandırılması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mezunlarımız kendi ülkelerinde veya hayatlarını devam ettirdikleri her yerde Türkiye’nin daima yanlarında olacağından şüphe duymasınlar, çünkü sizler artık bizim evlatlarımız, kardeşlerimizsiniz. Kardeşin kardeş üzerindeki hakkı bunu gerektirir. Bizim kültürümüzde kardeşlik mekanla ve zamanla sınırlı değildir. Kardeşlik son nefese kadar devam edecek bir muhabbettir, bir bağdır, bir hukuktur. Siz uluslararası öğrencilerimizle aramızda ailelerimize ve evlatlarımıza miras kalacak bir gönül köprüsü kurduğumuza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Öğrenci ve mezunlardan beklentilerinin Türkiye ile bağlantılarını koparmamaları olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En önemlisi, Türkçe artık sizlerin ortak dilidir. Avrupa’da 6 milyonun üzerinde ülkemiz kökenli insanımız yaşıyor. Balkanlar’da Türkçe canlı bir şekilde varlığını sürdürüyor. Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya, Doğu Avrupa’dan Güney Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada Türkçe ile iletişim kurmanız, işinizi yürütmeniz hayatınızı sürdürmeniz mümkündür. Gelin elimizdeki bu iletişim ağını ve dil avantajını en güzel, en verimli, en hasbi şekilde değerlendirelim” şeklinde konuştu.

Dünyanın en acımasız yöntemlerle sürdürülen siyasi, ticari, askerî mücadelelere sahne olduğu bir dönemde, birlik, beraberlik ve dayanışmanın üstesinden gelemeyeceği zorluk olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vicdanın, ahlakın, merhametin, adaletin hâkim olduğu bir küresel düzeni inşa edene kadar, hep birlikte durmadan, dinlenmeden çalışmalıyız. Ancak bu şekilde gelecek nesillere hayırla yâd edileceğimiz bir miras bırakabiliriz” dedi.

“Dijital savaşların cephe savaşlarından çok daha yıkıcı hâle dönüştüğü çağdayız”

İletişim teknolojisinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, dünyanın devasa bir köye dönüştüğü enformasyon çağının tam ortasında bulunulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu süreçte kavram dünyamız, hadiseleri yorumlama biçimiz, meselelere bakış açımız da büyük bir dönüşüm geçiriyor. Her gün daha önce olmayan, kullanılma ihtiyacı hissedilmeyen kavramlarla tanışıyor, asimetrik tehditlerle yüzleşiyoruz. Algıların olguların yerine geçtiği, dijital savaşların cephe savaşlarından çok daha yıkıcı hale dönüştüğü, kurguyla hakikat arasındaki çizginin her geçen gün daha da soluklaştığı bir çağın içindeyiz.  Peki, bu durum karşısında ne yapabiliriz? Elbette tarihi geriye saramaz, olana olmamış gibi davranamayız. Bize düşen, bu gelişmeleri kendi değerlerimiz ve ilkelerimiz çerçevesinde yönlendirmeye çalışmaktır. Siyasetçiler, yöneticiler, akademisyenler, öğrenciler olarak hep birlikte bu yeni durumla, yeni dünya ile başa çıkabilecek ve durumu kendi lehimize çevirebilecek yöntemler geliştirmeliyiz. Bunu sadece milletimiz ve ülkemiz için değil, aynı zamanda sizlerin, evlatlarımızın geleceği için de yapmak zorundayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak her alanda adımları bu anlayışla attıklarına işaret ederek, “Yaşadığımız hadiselerin ışığında yarınımıza istikamet çiziyoruz. Tarihimizden güç alarak, başımıza gelenlerden gerekli dersleri çıkartarak istikbalimizi inşa etmeye çalışıyoruz. Başarılarımızın sayısını artırmaya, zaferlerimizin çapını büyütmeye, daha önce yapılan yanlışları düzeltemeye gayret ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, pasaportu itibar gören, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan, “Dünya 5’ten Büyüktür” gerçeğini cesaretle dillendiren, haksızlık, hukuksuzluk karşısında sesini yükselten bir Türkiye’nin, son 17 yılda elde edilen kazanımların bir sonucu olduğunu anlattı.

“Tüm dost ve kardeşlerimizin sesi olmak için çalışıyoruz”

“Bugün Filistin davasını sahiplenen, Afrika’ya el uzatan, Orta Asya ve Balkanlar’daki kardeşlerine sahip çıkan bir Türkiye varsa, bu ekonomiyle beraber diplomaside imza attığımız zaferlerin meyvesidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Birleşmiş Milletlerden G-20’ye, NATO’dan daha pek çok uluslararası iş birliği platformuna kadar her zeminde, kendimizle birlikte tüm dostlarımızın ve kardeşlerimizin de sesi olmak için çalışıyoruz. İnşallah bu onurlu duruşumuzu, hem kendimiz, hem dostlarımız için sonuna kadar da muhafaza edeceğiz.”

Uluslararası öğrencilere; “Sizler, tarih boyunca din, dil, renk, kültür ayrımı yapmadan tüm mazlumlara, tüm mağdurlara yüreğini ve kapısını açmış necip bir ülkede bulunuyorsunuz” diyerek seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, geçmişteki zaferlerimizi ve yenilgilerimizi anarken gurur veya husumet duygularımızı kabartmak yerine, geleceğimiz için dersler çıkarmayı tercih ederiz. Tarih boyunca yaşadığımız sayısız acıya, zulüm ve ihanete rağmen hiçbir zaman kin, nefret, ayrımcılık, ötekileştirme, hakir görme yanlışına asla düşmedik. Vatanımızı korurken de, yurt dışında mücadele ederken de, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşınsın zulümlere tepkimizi koyarken de asla intikam alma anlayışıyla hareket etmedik. Biz sadece adaletin peşindeyiz. Kendi vatandaşlarımızla birlikte tüm kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, güvenliğini, refahını korumanın peşindeyiz” dedi.

“Önceliklerimizin başına eğitim-öğretim meselesini aldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İster DEAŞ’lı olsun, ister PKK’lı olsun, ister kendi insanına kurşun sıkan FETÖ’cu olsun, isterse Neo-Nazi terörü olsun, eli kanlı katillerin bizi ve İslam dünyasını çekmek istediği tuzağa asla düşmeyeceğiz, çünkü bunların hepsi aynı madalyonun farklı yüzleri, aynı bataklıktan beslenen parazitlerdir. Bugüne kadar şiddeti asla sistematik bir mücadele yöntemi olarak benimsemedik. Meşru zemin varken, meşru araçlar varken, demokrasi, diplomasi, sandık varken asla gayrimeşru yollara tevessül etmedik, inşallah bundan sonra da aynı ilkeli tavrımızı devam ettireceğiz” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik haksızlıklarla mücadele ederken hukuk, demokrasi, ahlak ve meşruiyet zemininden kesinlikle ödün vermeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadim tarihimizden aldığımız ilhamla modern köleliğin görünmeyen zincirlerini kırmanın en etkili yolunu da eğitim-öğretim olarak görüyoruz. İşte bu anlayışla hem kendimiz, hem siz kardeşlerimiz için önceliklerimizin başına eğitim-öğretim meselesini aldık” ifadesini kullandı.

Konuşmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, altında "Türkiye, Türkiye'den büyüktür" yazan, Türkiye'de öğrenim gören öğrencilerin ülkelerinin isimleriyle resmedilmiş Türkiye haritasının bulunduğu tablo takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra dereceye giren öğrencilere ödül ve mezuniyet belgelerini verdi.

Törene, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eski TBMM Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve Kültür Bakan Yardımcısı Serdar Çam da katıldı.

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 7 = ?

 
En Son Haberler
YazarlarTümü
haber yazılımı: buki