Radyo TimeRadyo Time

“Düşmana geçit vermeyen bizdik”

AK Parti İstanbul İl Kongresi’nde, partisinin 24 Haziran Seçim Manifestosunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önce merhum Menderes’e, merhum Özal’a, merhum Erbakan hocamıza, merhum Türkeş’e, merhum Yazıcıoğlu’na, diğer millî ve yerli siyaset insanlarımıza verdiğiniz emaneti, şimdi biz muhafaza ediyoruz. AK Parti’nin hamurunu milletimiz yoğurdu, siz yoğurdunuz, rotasını milletimiz çizdi. AK Parti’nin hikayesi Türkiye'nin hikayesidir” dedi.
Bu haber 57 kere okunmuş.07 Mayıs 2018, Pazartesi - 12:11

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 6. Olağan İl Kongresi’ne katıldı.

Sinan Erdem Spor Salonunda gerçekleşen kongre öncesi kendisine dışarıda sevgi gösterisinde bulunan vatandaşlara bir selamlama konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biraz sonra manifestomuzu açıklayacağız. Bu manifestomuzla birlikte inşallah, başkanlık sisteminin geleceğini ortaya koyacağız ve manifestoyla kalmayacağız inşallah ardından da seçim beyannamemizde neler yaptık, neler yapacağız bunları Ankara'da açıklayacağız. Zaten biliyorsunuz, fakat yaptıklarımız yaşadıklarınızdır ama bir de yapacaklarımız var ve bunları da inanıyorum ki merak ediyorsunuz. Bunları bilmenizde fayda var diye düşünüyorum. Zira 24 Haziran'da Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcını hep beraber gerçekleştireceğiz” dedi.

Selamlama konuşmasının ardından kongrenin yapılacağı salona geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında 2023 hedefi yol haritasını içeren seçim manifestosunu kamuoyuyla paylaştı.

“Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan, düşmana geçit vermeyen bizdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında millet olarak bu toprakları yurt tutmamızın tarihî seyrini anlatarak başladı. 1071 Malazgirt Zaferinden beri bu toprakların bize vatan olduğunu, millet olarak bizi biz yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim devletimiz Söğüt’te Yörük çadırlarında kuruldu. Dedem Osman Gazi’nin rüyası hakikat oldu. Göğsündeki çınar devleti ebet müddet oldu. Devletimiz adalet sevdasıyla büyüdü. Bursa ve Edirne’de zamana kök saldı. İstanbul’da yeni bir çağın kapısını açan müjdelenmiş ordu bizim ordumuzdu. Sultan Fatih bizim ceddimizdi. Süleymaniye’nin kubbelerinde bizim tekbirlerimiz yankılandı. Sina Çölünde Resulü Ekrem’in ardına düşen Haremeyn’e hizmetkâr olan Yavuz bizdik. Kudüs’ü alan Selahaddin-i Eyyubi bizdik. Kanla alınan toprak parayla satılmaz diyen Abdülhamit bizdik. Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan, canını veren, ama düşmana geçit vermeyen bizdik. Sırtladığı top mermisiyle kahramanlık destanı yazan Seyit Onbaşı bizdik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Size ölmeyi emrediyorum’ dediğinde bir ok gibi siperlerinden fırlayan aslanlar bizdik. Kut’ül Ammare’de ümmetin zafere inanmış iradesi bizdik. Millî mücadelede varıyla yoğuyla cepheye koşan, destan yazan bizdik. Maraş’ta Sütçü İmam, İzmir’de Hasan Tahsin, Erzurum’da Nene Hatun, Antep’te Şahin Bey bizdik. Bu yurdun namusunu işgalcilere çiğnetmeyen bizdik. Toprağı sıksan şühedamızın fışkırdığı, destanımızın yazıldığı, türkümüzün okunduğu Türkiye’mizi aziz bildik. 1920’de Meclis’imizi açarken dua dua yakaran bizim ellerimiz, bizim kalbimizdi. 1923’te Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde devletimizin yönetim şeklini Cumhuriyet olarak ilan eden bizim irademizdi. 27 Mayıs darbesi bize yapıldı. Darağacına çekilen de bizim irademizdi. 12 Mart Muhtırası bize verildi. 12 Eylül darbesi bizi hedef aldı.”

“Millet iradesine pranga vurmak isteyenlere ve küresel efendilerine de ‘Eyvallah’ etmedik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat’ta milletin inancının boğulmaya çalışıldığını ifade ederek, “Her darbede hapse düşen, zulüm gören, acı çeken biz olduk. Varlığımıza, birliğimize, dirliğimize, refahımıza, huzurumuza kastettiler. Yılmadık, yıkılmadık, mücadeleden bir adım geri durmadık. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye'yi şahlandırdık” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Hep birlikte büyüdük, hep birlikte özgürleştik. Biz durmadık, onlar da durmadı. Bir gece 27 Nisan 2007’de bu kez bir e-muhtırayla karşımıza çıktılar. Millet iradeye, sivil siyasete gölge düşürülmesine fırsat vermedik. Biz ülkemizi güçlendirdikçe, milletin emanetine sahip çıktıkça onlar daha da öfkelendi. Geri çekilmedik, kimsenin önünde eğilmedik. Diklenmeden dik durduk. Millet iradesine pranga vurmak isteyenlerle mücadele ederken onların küresel efendilerine de ‘eyvallah’ etmedik.”

“Mazlum coğrafyaların umudu olduk”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel düzenin haksızlıklarına karşı “Dünya beşten büyüktür” diye haykırdıklarını; Gazze’deki, Arakan’daki, Suriye’deki, Afganistan’daki, Somali’deki, Bosna’daki katliamlara karşı hem gür bir ses verdiklerini, hem de taşın altına ellerini koyduklarını söyleyerek şunları kaydetti: “Katliamları sadece gündeme getirmekle kalmadık, hesabının sorulmasını sağlayacak mekanizmaları da harekete geçirdik. Başkalarının ilgisizliğine aldırmadan kendi imkânlarımızla vicdanın sesi, mazlum coğrafyaların umudu olduk. Bugün dünyanın en çok insani yardım yapan ülkesi biziz. Zulme karşı merhametten, sömürüye karşı ortak çıkardan, kibre karşı kardeşlikten yana olduk. Millî davamız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti konusunda her zaman yüksek hassasiyetimizi koruduk. Mazlum Filistin halkının davasını her platformda savunduk. Davos’ta işgalcilere karşı, evet ‘one minute’ dedik. ‘One minute’ önemli bir istasyondu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında Suriye ve Irak’tan ülkemize gelen milyonlarca muhacire hiç tereddüt etmeden kapıları açtıklarını, millet olarak evimizi ekmeğimizi paylaştığımızı vurgulayarak, “Tehditlere, gizli açık ön kesme çabalarına rağmen milletimiz ve tüm kardeşlerimizin için doğru bildiğimiz yoldan şaşmadan mücadelemize devam ettik” dedi.

“Milletin emanetini çiğnetmedik”

“Türkiye ekonomisini büyüttükçe, IMF’den borç alan değil borç veren hâline geldikçe, köprüler, tüneller, barajlar, havalimanları, yollar, hızlı tren hatları, eğitim, sağlık, enerji yatırımlarıyla ülkemiz sınıf atladıkça bize olan öfke ve tahammülsüzlük daha da kabardı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “2013 yılında ekonominin her alanında en yüksek rakamları yakaladığımız bir dönemde şer cephesi yeniden harekete geçti. IMF’e borcumuz 23,5 milyar dolardı. Merkez Bankası döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. 2013’te IMF’e olan bu borcu sıfırladık. Merkez Bankamızın döviz rezervi şu anda 114 milyar dolar, buraya çıktık. Gezi kalkışmasıyla istikrarımıza kastettiler, şehirlerimizi talan ettiler, demokrasimizi hedef aldılar. 17-25 Aralık’ta devletimize sızmış ihanet çetesi aracılığıyla siyasetimizi, irademizi teslim almaya kalktılar. Ne yaptılarsa teslim olmadık. Milletin emanetini çiğnetmedik. Her zaman Hakk’ın gücüne inandık, milletimizin engin ferasetine güvendik. Milletimizin teveccühüyle Cumhurbaşkanı seçilerek hainlerin planlarını başlarına çaldık.”

“15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduranlarız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından emperyalistlerin beslemesi olan bölücü terör örgütlerinin düğmesine basıldığını, 6-8 Ekim olaylarında 50 şehit verildiğini hatırlatarak şunları kaydetti: “Ömürlerinin baharında kalleşçe şehit edilen Yasinler bizdik. Yetmedi, PKK’yla, DEAŞ’la, FETÖ ile topyekûn saldırıya geçtiler, insanımızı katlettiler, kardeşlerimize kastettiler. Hamdolsun yine muvaffak olamadılar. Takvimlerin 15 Temmuz’u gösterdiği gece bu sefer tanklarla, toplarla, helikopterlerle, savaş uçaklarıyla üzerimize geldiler. Devletimizin silahlarıyla, milletimizin canına kastettiler. Türk milleti tek vücut olup kendilerine karşı geldiğinde de 251 kardeşimizi şehit ettiler, 2 bin 193 kardeşimizi yaraladılar. Bu ülkenin gördüğü en büyük ihaneti, yakın tarihin kaydettiği en cesur, en kahraman direnişle milletimizle birlikte başarısızlığa uğrattık. Biz, 15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduranlarız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizleri kutluyorum, sizleri tebrik ediyorum, siz o gece ölümü öldürdünüz” diyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Biz 15 asırdır Okçular Tepesini bekleyenleriz. Biz gölgesini üzerimizde hiç eksik etmeyecek o al sancağın bekçileriyiz. Biz bu toprakları kanlarıyla yoğurarak vatan kılanlarız. Şehitler Tepesini boş bırakmadık, boş bırakmayacağız. Biz Çanakkale ruhunu yeniden canlandırıp vatanı işgalden kurtaranlarız.”

“Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile terör koridorunu paramparça ettik”

Ülkemizi içeriden çökertemeyenlerin, sınırlarımızı terör koridoru ile kuşatmaya çalıştıklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmak isteyenlerin beslediği kiralık katillerin başını inlerinde ezdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları ile terör koridorunu paramparça ettik. Sadece ülkemizin güvenliği değil komşularımızın, dostlarımızın, gönül coğrafyamızın huzuru, selameti bizim meselemizdir. Ülkemizi hedef alan tüm planları nasıl büyük bir kararlılıkla bozduysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla bozacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu aziz milletimizin ortak hikâyesidir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “AK Parti'yi kurarken biz ne dedik? ‘Biz Türkiye'nin dünü, bugünü, yarınıyız’ dedik. Biz Türkiye'nin Kızılırmak’ı, Harran’ı, Sakarya’sıyız. Biz Türkiye’nin Yunus’u, Mevlana’sı, Pir Sultan’ıyız. Biz Türkiye’nin hür iradesi, bölünmez bütünlüğüyüz. Biz Türkiye'yiz. Evet, işte bu sözle ve biz millete efendi değil hizmetkâr olacağız diyerek yola çıktık. Hep bu aşk ve sevdayla çalıştık. 16 yıllık yolculuğumuzda bu sözümüzde hep sadık kaldık. Yıllar önce Pınarhisar Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra bizi karşılamaya gelenlere şöyle seslenmiştik: ‘Ülkemizin yüz yüze olduğu iç sorunlarla, karşı karşıya geldiği uluslararası sorunlarla ve baskılarla başa çıkabilmenin en önemli şartı, milletin desteğine sahip millî politikalar geliştirmektir. Yerli bir duruşa, millî bir duruşa şiddetle ihtiyacımız var’ demiştim. Evet, bu sözlerimin üzerinden tam 19 yıl geçti. O gün bugündür yerli bir duruşun, millî bir siyasetin kavgasını verdiğimiz bu yolda milletimizle beraber yürüdüğümüz için bahtiyarım. İnşallah Rabbim bundan sonra da bizleri bu yoldan ayırmaz.”

“Emanetin sahibinin millet olduğunu aklımızdan hiç çıkarmadık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce merhum Menderes'e, merhum Özal’a, merhum Erbakan’a, merhum Türkeş’e, merhum Yazıcıoğlu’na, diğer millî ve yerli siyaset insanlarına milletin verdiği emaneti şimdi kendilerinin muhafaza ettiklerini söyleyerek, “Görevi teslim aldığımız günden beri bayrağı düşürmeden, sıratı müstakim üzere yürüyerek hedefe varmaya çalıştık. Emanetin sahibinin millet olduğunu hiç aklımızdan çıkarmadık. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in çağrısına kulak vererek korkmadık. İçeriden ve dışarıdan gelen her türlü engelleme çabalarını ‘Ulusun, korkma, nasıl böyle bir imanı boğar, medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ diyerek boşa çıkardık” şeklinde konuştu.

“AK Parti’nin hamurunu milletimiz yoğurdu”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “2001 yılında partimizi kurarken adalet ve kalkınma idealini şiar edindik. Sizlerin en büyük özleminin iki kadim değer olduğunu bildiğimiz için partimizin adını Adalet ve Kalkınma Partisi koyduk. AK Parti’nin hamurunu milletimiz yoğurdu, siz yoğurdunuz. Rotasını milletimiz çizdi. AK Parti'nin hikâyesi Türkiye’nin hikâyesidir. Bu hikâyede gariban sofralarının mesajları var. Başının okşanmasına hasret yetimlerin özlemleri var. Dili dualı anaların istekleri var. Bu hikâyede ailesinin helal lokmasını kazanan babaların beklentileri var. Okul sıralarındaki gençlerin umutları var. Genç kızlarımızın mutlu yarınları var. Bu hikâyede medeniyetimize ve tarihimize ait ne varsa hepsi mevcuttur. Hamdolsun milletimiz bizi dualarına, isteklerine, umutlarına, yarınlarına, destanlarına ortak ederek emanetine layık gördü. İşte bu yüzden milletimize hizmet yolculuğumuza çıkarken ‘daha çok demokrasi’ dedik, ‘daha çok özgürlük’ dedik, ‘daha çok büyüme’ dedik. Sadece daha çok yol, daha çok hastane, daha çok okul, daha çok köprü, daha çok iş, daha çok hizmet sözümüzü tutmak için çalışmakla kalmadık, aynı zamanda adaletin tesisi yolunda da gece gündüz mücadele ettik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan kıyafetinden, düşüncesinden dolayı eğitim öğretim imkânı elinden alınan gençlerin elinden tuttuklarını söyleyerek, “Etnik ve mezhebi kimliğinden, kültüründen dolayı mağduriyete uğrayan vatandaşlarımızın hakkını teslim ettik. Farklı dinlere mensup vatandaşlarımızın kurduğu vakıfların haklarını onlara iade ettik. Vesayetin kontrolündeki iktidarı milletin emrine verdik. Ve değerli kardeşlerim; ‘Millet devlet için değil devlet millet içindir’ dedik. ‘Millet efendi, biz hizmetkârız’ dedik. ‘Yeter, söz de karar da milletindir’ dedik” ifadelerini kullandı.

“Milli olmak; milli geliri artırmak, milletin iş ve aşını büyütmek demektir”

Türkiye büyüdükçe, kalkındıkça millî egemenlik ve bağımsızlığın perçinlendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Millî gelirimizi üç buçuk kat artırdığımızda, ihracatımızı beş katına çıkarttığımızda, enflasyonu tek haneli rakamlara düşürdüğümüzde Türkiye’mizin hem kalkınmasına, hem özgürleşmesine hizmet etmiş olduk. Yerli ve millî siyaset işte tam da budur. Millî olmak; millî geliri artırmak, milletin iş ve aşını büyütmek demektir. Millî olmak; faize giden parayı yatırımlar ve sosyal yardımlar yoluyla millete aktarmak demektir. Yerli olmak; Türkiye’yi beş sente muhtaç hâlde IMF kapısında bekletmemek, savunma sanayisinde dışa bağımlı olmamak demektir.”

16 yıllık iktidarları döneminde devlet millet kaynaşmasının geliştiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun devlet milletin emrine girdi. Bürokratik oligarşinin hâkimiyetine son verdik. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışını hâkim kıldık. ‘Halkımız demokrasinin en ileri standartlarına layıktır’ dedik. Sosyal restorasyonla kardeşliğimizi yücelttik. Anayasal değişikliklerle sistemimizi demokratikleştirdik. Sivilleşme adımlarıyla siyasetimizi normalleştirdik. Zihniyet dönüşümünü tamamladık” dedi.

Şimdi kurumsal dönüşümü tamamlama zamanı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir düzen inşa etmek zahmetlidir. Eski düzenden beslenenler değişime düşman olurlar. Geride bıraktığımız 16 yıllık diriliş döneminde büyük dirençlerle karşılaşsak da bir zamanlar hayal edilmesi imkânsız olanı hep birlikte başardık. Demokrasiden ekonomiye kadar attığımız her adımı milletimizin adalet ve kalkınma arayışının bir parçası olarak gördük. Yerli ve millî olanı evrensel insanlık birikimiyle, modern demokratik siyasetin gerekleriyle harmanladık. Sabitlerimizi koruduk, ancak ülkemizin değişen ihtiyaçlarına ve değişen dünyaya duyarsız kalmadık. Bunları yaparken tecrübe kazandık, bunun yanında da güçlendik” şeklinde konuştu.

“Millete hizmetkar olma idealimizden hiç sapmadık”

“Buna karşılık kuruluş hedeflerimizden, bu aziz millete hizmetkâr olma idealimizden hiç sapmadık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle devam etti: “Milletimiz de özellikle bize ayrı bir güç verdi ve milletimizle hep dertleştik. Milletimize afra tafra yapmadık, milletimizin karşısında mütevazı olduk. Hep milletimize hesap verdik. Kapalı kapılar ardında pazarlık yapmak yerine, herkesin gözü önünde muhasebe yaptık. Milletimize olan saygımızın ve sevgimizin gereği olan bu siyaset tarzımızı sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zor bir coğrafyada, risk ve tehditlerle dolu bir bölgede büyük dönüşümlere gebe bir zaman diliminde yaşadığımızı söyleyerek, “Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra bölgemizin bağrına düşen ateş son yıllarda yeniden harlandı ve ne yazık ki yeni bir yangına dönüştü” değerlendirmesinde bulundu.

“Artık bölgemizde Türkiye’ye rağmen adım atmak mümkün değildir”

Küresel şer odaklarının sömürge politikalarının içinde bulunduğumuz bölgeyi terörizmin, fanatizmin, radikalizmin kuşatması altına soktuğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halkından kopuk yönetimler, geri kalmışlık, kardeş kavgası, etnik ayrılıkçılık ve mezhep taassubu bölgemizi kaosa sürükledi. Bu kadim coğrafya ne acıdır ki vekâlet savaşlarının arenası hâline geldi. Rabbimize hamdolsun ki Türkiye sahip olduğu demokratik güçlü devleti, büyüyen ekonomisi ve millî seferberlik ruhu sayesinde bu ateş denizi içinde bir istikrar adası olarak kalabildi. Küresel şer odakları bölgemize terörizm ve ayrılıkçı ideolojiler zerk etmeye çalışırken, Türkiye barış, huzur ve güven getirmek için tüm gücüyle gayret gösterdi. Güçlendirdiğimiz ekonomik ve demokratik altyapımızın desteğiyle son yıllarda güvenliği ve refahı tüm bölgemize yaymaya ve bununla birlikte çok güçlü adımlar atmaya çalıştık. Böylece hem kendi geleceğimizi, hem dostlarımızın geleceğini güvence altına alma yolunda tarihi mesafeler kat ettik. Artık bölgemizde Türkiye’ye rağmen, Türkiye'nin menfaatlerine aykırı adımlar atmak mümkün değildir. Artık coğrafyamızda Türkiye’nin güçlü iradesine rağmen kirli oyunlar kurmak, sınırlar tanzim etmek, oldu-bittiler yapmak mümkün değildir.” değerlendirmelerini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzde yeni bir dünya olduğunu belirterek yeni çatışma dinamikleriyle şekillenen bu dünyada uluslararası alandaki mücadelenin günden güne daha da sertleştiğini söyledi. “Devletler artık tepkisel ve dışlayıcı hareketler tarafından ele geçirilme tehdidiyle karşı karşıya” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün bunlarla beraber millî menfaatler ve millî güvenlik kaygıları ön plana çıkıyor. Artık 1990'ların tek kutuplu dünyasında değiliz. 2000’li yılların küreselleşme hayallerinin yerinde yeller esiyor. Tarihin de, mücadelenin de bitmediğine hep birlikte şahit oluyoruz. Batıda fanatizm, kültürel ırkçılık ve İslam düşmanlığı günden güne büyüyor ve Avrupa’nın üzerinde yükseldiği değerleri tehdit ediyor. İslam dünyasının ortasında bir ur gibi ortaya çıkan DEAŞ terör örgütü Ortadoğu’da ve kardeş coğrafyalarda daha çok parçalanmaya ortam hazırlıyor. Buna karşılık küresel alanda yeni güç merkezleri, yeni ittifak ve iş birliği zeminleri oluşuyor. Bu süreç uluslararası aktörler için yeni fırsat ve imkânları da beraberinde getiriyor. Türkiye tüm muhataplarıyla azami müştereklerde iş birliği yapmak suretiyle bu yeni dünyada kendine onurlu bir yer elde etmenin mücadelesini veriyor.”

“Türkiye, her alanda gücünün farkına vardı”

Bölge halklarının gönlünde taht kuran Türkiye’nin siyasi, askerî ve ekonomik gücüyle küresel bir aktör hâline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarihi birikimi ve mevcut potansiyelinin batıyla ve doğuyla, kuzeyle ve güneyle aynı anda ilişki kurabilmesinin, ittifaklar geliştirebilmesinin yolunu açtığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye 16 yıl önce Avrupa Birliği kapısında bekleyen, ama pazarlık şansı olmayan bir ülkeydi. Dünya siyasetiyle ilişkisi kendi eliyle kurulmamıştı. Tek bir yöne bakan, statükocu, değişimden korkan, kendine güvensiz, mücadele ruhu körelmiş, içine kapanmış bir Türkiye vardı. Çok parçalı koalisyonlar ve zayıf iktidarlar Türkiye'nin vizyonunu daraltmıştı. AK Parti iktidarları dönemlerinde siyasi istikrara dayalı ekonomik büyüme ile tanışan Türkiye, her alanda gücünün farkına vardı ve dünyaya açıldı. Demokratik standartlarını yükselten Türkiye, karşılıklı çıkar ve saygı temelinde dünyaya açıldıkça bölgesel bir güç hâline geldi. Ülkemiz Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini başlattı. Türk dünyasından Orta Doğu'ya, Balkanlar’dan Kafkaslar’a kadar her bölgeyle yakın iş birliği geliştirdi. Kendimizi hiçbir zaman herhangi bir kampa muhtaç, mecbur ve mahkûm hissetmedik. Ülkemizin büyüklüğüne, menfaatlerine, ihtiyaçlarına uygun olarak aktif ve çok boyutlu bir dış politika takip ettik. Demokrasimizin standartlarını, insan hak ve hürriyetlerini geliştirme konusunda şartlar ne olursa olsun müspet ve kararlı davrandık. İnsani kalkınma, terör ve uyuşturucuyla mücadele, güvenlik, ticaret gibi uluslararası iş birliği konularda müttefiklerimizle yan yana olmaktan mutluluk duyduk. Son zamanlarda muhataplarımızda aynı kararlılığı ve isteği görmesek de Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinden asla vazgeçmedik.”

“Milletin egemen olduğu, tam bağımsız, tam demokratik ve müreffeh Türkiye istiyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte Batılı muhataplarımız bize karşı çifte standart uyguladıklarında, bekamıza tehdit oluşturan terör örgütlerini desteklerinde bunu yüzlerine açıkça ifade etmekten de çekinmedik” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Zira kendi politikalarımızı kararlılıkla uygulamak durumundaydık. Neticede siyasi engellemelere, çifte standartlara ve ayrımcılığa karşı Türkiye’nin menfaatlerinden taviz vermedik. Dün olduğu gibi bugün de demokrasiden, özgürlükten, hakların serbestçe kullanılmasından yanayız, yarın da öyle olacağız. Ancak biz aynı zamanda güçlü olmaktan, bağımsız olmaktan da yanayız. Bunları birbirinin natifi değil tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Biz milletin egemen olduğu, tam bağımsız, tam demokratik ve müreffeh Türkiye istiyoruz.”

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

6 + 1 = ?

 
En Son Haberler

-------------------------------------------------------------------

AnketTümü
Cumhurbaşkanı kim olsun?
 
haber yazılımı: buki