Radyo TimeRadyo Time

"Harekat kararlılıkla sürdürülecek"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen terörist sayısını 1780’e ulaştığını belirterek, “Zeytin Dalı Harekatı, sahadaki gelişmeler çerçevesinde Afrin ve civarındaki bütün terör unsurları etkisi hale getirilen kadar kararlılıkla sürdürülecektir” dedi.
Bu haber 190 kere okunmuş.21 Şubat 2018, Çarşamba - 17:40

 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, kamuoyu ile canlı olarak da paylaşılan toplantıda şunları söyledi:

 “İyi günler diliyorum arkadaşlar, basın toplantımıza hoş geldiniz. Gündemimizdeki bazı konuları sizinle paylaşıp daha sonra sizin sorularınızı almak istiyorum.

 Öncelikle 18 Şubat’ta İsfahan yakınlarında İran uçağı ve bu kazada hayatını kaybeden 66 İranlı kardeşimize Allah’tan rahmet, İran halkına ve devletine başsağlığı dileklerimizi iletmek istiyorum. Önceki gün de Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Ruhani ile yaptığı telefon görüşmesinde taziyelerini iletmişlerdi.

 İkinci olarak; bildiğiniz gibi özellikle dün Sayın Cumhurbaşkanımızın gündeme getirdiği cinsel istismar konusu ile ilgili yeni bir süreç başlatılıyor. Mevcut kanunlar çerçevesinde, ne tür düzenlemeler yapılacak; hangilerine kanuni düzenleme, hangilerinde mevzuat düzenlemesi yapılacağına dair çalışmaları yürütmek üzere altı bakandan oluşan bir komisyon yarın çalışmalarına başlıyor. Bu sadece değil dünyanın da gündeminde olan çok büyük bir yaradır. Bu insanlık dışı tutumu hareketi ortadan kaldırmak için devlet ve millet olarak bütün imkanlarımızı seferber etme konusunda tam bir kararlılık içerisindeyiz. Bu vesile ile ailelerin de acısını tüm kalbimizle paylaştığımızı ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi bu bir caniliktir, bir cinayet türüdür ve bunun önlenmesi içinde kimyasal hadım ya da kastrasyon denen uygulamalar dahil tüm opsiyonlar değerlendirilecek ve bununla ilgili gerekli tedbirler en kısa zamanda alınacaktır. Tabii mevzuatla ilgili yapılacak düzenlemelerin yanı sıra bu konuda bir toplumsal farkındalığın oluşması suça giden yolda atılacak adımların suçun önlenmesi açısından önem arz ettiğini de bir kez daha ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla gerek kamu kurumları, gerek STK’larımız, gerek aileler, gerek ilgili bütün paydaşların bu konuda tam bir teyakkuz hâli içerisinde konuyu takip etmeleri hepimiz açısından büyük önem arz ediyor.

 Bir diğer konu da ekonomiyle ilgili birkaç hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz, 2017 senesinde yakaladığımız büyüme trendi 2018’de de devam ediyor. Türkiye 7,1 büyüme trendiyle 2017’de en fazla büyüyen bir ya da ikinci sırada gelen ülke oldu. Bu trendin aynen 2018’de de devam etmesi öngörülüyor. Özellikle turizm alanında, bildiğiniz gibi, erken rezervasyonlar 2018’de turizm sektörünün yine geçen yıl yakaladığı ivmeyi devam ettireceği yönünde kuvvetli işaretler veriyor. Çevremizde yaşanan hadiseleri özellikle de Zeytin Dalı Harekatı’nı dikkate aldığımız zaman, bu Türk ekonomisinin bünyesinin ne kadar güçlü olduğunu da gösteriyor. Tabii biz bununla yetinmiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2023 hedefleri çerçevesinde özellikle iş gücü ortamının iyileştirilmesi ve rekabet gücümüzün arttırılmasıyla ilgili de bildiğiniz gibi bir dizi reform paketi hayata geçiriliyor. Ayrıca son bir yıllık dönemde yaklaşık 1,5 milyon istihdam yaratmak suretiyle Türkiye’de son yıllarda istihdam alanında çok önemli bir başarıya da imza atmış bulunuyor hükûmetimiz. Bu trendi tabii ki devam ettireceğiz.

 Yalnız zaman zaman Afrin Harekatı’yla ilgili olabilir, başka konularla ilgili olabilir, eksik, yanlış veya kasıtlı haberlerin piyasalara farklı şekillerde yansıdığını görüyoruz. Tabii ki piyasaların bunları algılama şekli, hemen kısa sürede bunları absorbe etme biçimi bazen olumsuz etkiler de yapabiliyor. O yüzden bizim buradan çağrımız her zaman olduğu gibi, bu tür konularla ilgili açıklamalarla resmî makamlardan ve nihai açıklamaları esas almak suretiyle takip etmeleridir. Yani basında çıkan birtakım operasyon haberleri, birtakım algı haberleri, birtakım spekülasyonlardan ziyade, resmî makamların yaptığı açıklamaları esas almak suretiyle, bunların ekonomiye, volatiliteye nasıl yansıyacağının değerlendirilmesi daha isabetli olacaktır.

 Bir diğer konu, tabii hepimizin de yakından takip ettiği Zeytin Dalı Harekatı. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bu sabah yaptığı açıklamayla da bildiğiniz gibi etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 1780’e ulaşmış durumda. Sahadaki gelişmeler çerçevesinde bu Zeytin Dalı Harekatı, Afrin ve civarındaki bütün terör unsurları etkisiz hâle getirilene kadar kararlılıkla sürdürülecektir. Zaten dün de biliyorsunuz bir dizi trafik yaşandı; işte Esad rejimiyle PYD, YPG güçleri arasında bir anlaşma imzalandı mı, oraya işte birtakım güçler girdi mi diye birtakım haberler çıktı. Biz başından beri bu haberlerin teyide muhtaç olduğu ve ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini ifade etmiş idik.

 Bugün itibarıyla da sahada dün yaşanan hadisenin şöyle bir çerçevede cereyan ettiğini ifade edebiliriz: Halep civarından gelip Afrin’in güney uçlarına, oradan da şehre girmeye çalışan bir grubun, 20-30 veya 40-50 araçlık bir konvoyun bir girme teşebbüsünün olduğunu gördük. Fakat bu topçu atışlarımızla hemen püskürtüldü ve bu milis güçler Halep’e doğru tekrar çekildiler. Dolayısıyla burada iddia edildiği gibi bir anlaşma söz konusu değil. Böyle bir anlaşma olsa bile ya da başka arayışlar olsa bile, sahada birtakım kirli, karanlık pazarlıklar olsa bile, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz Zeytin Dalı Harekatı’yla ilgili planlarımızı aynı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.

 Nitekim dün Sayın Cumhurbaşkanımızın da açık bir şekilde ifade ettiği gibi, rejim veya başka bir unsurun bu yönde atacağı adımların mutlaka ciddi sonuçları olacaktır. Çünkü biz Zeytin Dalı Harekâtı’nı uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkımız çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Burada terör örgütüne, PYD, YPG ve iltisaklı diğer gruplara yönelik herhangi bir himaye hareketi, o aktörleri doğrudan bu terör örgütüyle aynı safa yerleştirir.

 Nitekim Afrin Harekatı’nın meşruiyeti ve haklılığı konusunda her gün ortaya çıkan yeni veriler bizim baştan beri verdiğimiz kararın doğruluğunu teyit etmektedir. Özellikle harekat öncesinde gelen istihbarat çerçevesinde ve harekatın beşinci haftasına girdiğimiz şu günlerde ele geçirilen bilgilerde aslında bölgenin yeni bir Kandil yapılmak istendiğini açıkça ortaya koyuyor. Yani ele geçirilen tüneller, mevziler, yığınaklar, karargahlar buranın Suriye’nin Afrin bölgesinde bir Kandil haline getirilmesi çabasını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla harekatın meşruiyeti açısından da bu yönde yeni verilerin elimize geçtiğini ifade edebilirim.

 Ayrıca, bildiğiniz gibi Türkiye’nin Afrin’deki operasyonu aslında sahada nihai olarak görüşülecek olan siyasi geçiş sürecini ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması hedefini de destekler mahiyettedir. Dolayısıyla zaman zaman bazı, özellikle Batılı müttefiklerimizden gelen, işte bu bir dikkat sapmasıdır, DEAŞ’la mücadeleden başka bir alana kaymadır şeklindeki iddiaları biz kabul etmiyoruz. Tam tersine bu Suriye topraklarının bütün terör unsurlarından temizlenmesiyle ilgili sürecin en önemli unsurlarından bir tanesini oluşturmaktadır.

 Gene Suriye bağlamında şu hususun da altını çizmek istiyorum: İdlib bölgesinde, bildiğiniz gibi çatışmasızlık bölgesinde askerî gözlem noktalarının tesis edilmesi süreci devam ediyor. En son olarak altıncı gözlem bölgesiyle ilgili de çalışmalar tamamlandı. Sahadaki gelişmeler, dinamikler çerçevesinde de bunu bildiğiniz gibi 12’ye çıkartacağız. Bu konuda zaman zaman sahada birtakım zorluklarla karşılaşmakla beraber Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Astana’da alınan karar çerçevesinde bu süreci hayata geçirmektedir.

 Bir diğer tabii önemli konu da, gene çatışmasızlık bölgesinde yaşanan ihlaller konusu. Özellikle Doğu Guta’da son iki günde bildiğiniz gibi 160’dan fazla sivilin maalesef ölümüyle neticelenen saldırılar gerçekleşti. Biz buradan bir defa bu saldırıları en şiddetli bir şekilde kınıyoruz ve Suriye rejimine de bu saldırıları derhal durdurması çağrısında bulunuyoruz. Bu bir insanlık suçudur. Yani şu terör örgütü burada var veya şu gerekçeyle, bu gerekçeyle Doğu Guta’daki masum sivillerin öldürülmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu yönde bizim diplomatik girişimlerimiz de yoğun bir şekilde devam ediyor. Özellikle Astana sürecinin garantör ülkeleri olarak Rusya ve İran’la en başta Sayın Cumhurbaşkanımızın telefon trafiği, ayrıca ilgili arkadaşlarımızın, Dışişleri Bakanımızın, bizlerin, istihbarat birimlerimizin yoğun görüşmeleri devam ediyor. Özellikle Doğu Guta’daki insani dramın artık sona erdirilmesi ve çatışmasızlık ilkeleri çerçevesinde buraya yeni saldırıların yapılmaması yönündeki gayretlerimiz de önümüzdeki günlerde devam edecek.

 Biliyorum sizin de sorularınız arasında bulunuyor, o yüzden ben direkt gireyim burada. Özellikle Amerikalılarla yapılan üst düzey temaslar neticesinde Türk-Amerikan ilişkilerinin nerede olduğuna dair kısa birkaç hususu da sizinle paylaşmak istiyorum.

 Bildiğiniz gibi geçen hafta, yani 10 Şubat’ta başlayan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın Türkiye’yi ziyaretiyle bizim görüşmelerimizle başlayan, daha sonra Millî Savunma Bakanımızın Mattis’le yaptığı görüşme, daha sonra Tillerson’ın Cumhurbaşkanımız tarafından kabulü ve Sayın Dışişleri Bakanımızla yaptığı görüşme ve geçen Cuma yaptıkları basın açıklaması çerçevesinde bir süreç yaşadık. Biz bu konuda ihtiyatlı olmakla beraber iyimser bir bakış açısına sahibiz. Yani bu görüşmeler neticesinde, bu bir haftalık diplomasi trafiği çerçevesinde üzerinde mutabık kaldığımız çerçevenin Türk-Amerikan ilişkilerini daha ileri noktaya taşıyacak ve mevcut gerilimi aşacak nitelikte olduğunu teslim ediyoruz. Fakat baştan beri hep söylediğimiz, bunların somut olarak sahada atılacak adımlarla desteklenmesi ve neticelerinin sahada görülmesidir. Dolayısıyla gerek Amerika Birleşik Devletleri’nin YPG ve PYD’ye verdiği desteğin artık sonlandırılması, gerek bu unsurların Münbiç’ten çıkartılıp Fırat’ın doğusuna götürülmesi konusunda beklentilerimiz çok açık ve nettir. Burada Türkiye’nin güvenlik kaygıları ve Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde artık PYD, YPG’yle yapılan iş birliğinin sona erdirilmesi gerekmektedir.

 Aynı şekilde yoğunluklu olarak nüfusu Arap olan şehirlerden, kasabalardan YPG’nin, PYD’nin çekilmesidir. Çünkü orada zecri tedbirlerle tamamen fiili durumlar yaratmak suretiyle alan hakimiyeti sağlamaya çalışan bir terör örgütünden bahsediyoruz. Dolayısıyla YPG’yle ilgili, PYD’yle ilgili, Münbiç’le ilgili Suriye sahasındaki beklentilerimiz bellidir.

 İkinci olarak da, Türk-Amerikan ilişkilerinde ikinci temel ihtilaf konusu olan FETÖ meselesinde de biz gene Amerikan yönetiminden somut adımlar bekliyoruz. Bugüne kadar ne Obama döneminde, ne Trump döneminde maalesef FETÖ’yle mücadele noktasında arzu ettiğimiz düzeyde somut, netice verici bir politika, bir uygulama henüz görmedik. Bizim beklentimiz de gene hukuk kuralları çerçevesinde gerekli somut adımların atılmasıdır. Biz bugüne kadar suçluların iadesi anlaşması çerçevesinde olsun, diğer konularda olsun hukukun dışında hiçbir talepte bulunmadık. Zaman zaman bu tür spekülasyonların yapıldığını biliyoruz. Bizim bütün talebimiz, hakkında tutuklama bulunan, hakkında davalar bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, ama şu anda Amerika’da bulunan, hem de kaçak statüsünde aslında bulunan bu kişilerin Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edilmeleri ve yargının önüne çıkmalarıdır. Bu tamamen hukuk çerçevesinde talep ettiğimiz bir husustur. Bizim beklentimiz, Trump yönetiminin de bu terör örgütüyle ilgili olarak somut, Türkiye’nin gene güvenlik kaygılarını giderecek şekilde adımlar atmasıdır. Önümüzdeki günlerde tabii bu süreci takip edeceğiz.

 Tabii bir diğer önemli konu da, özellikle Irak’taki mevcudiyetiyle PKK terör örgütüne karşı mücadelede Amerika Birleşik Devletleri’nin sağlayacağı istihbarat desteği ki bunu kendileri teklif etmişlerdi, bu konuda da somut adımlar atılmasını bekliyoruz. Bunlar gerçekleştiği takdirde şüphesiz hem iki ülke arasındaki ilişkiler hızlı bir şekilde normalleşme sürecine girecek, hem de Türkiye’nin güvenlik kaygıları giderilmek suretiyle bölgenin de istikrara kavuşması yönünde önemli bir adım atılmış olacaktır.

 Sadece şeyi de söyleyeyim, önümüzdeki hafta bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımızın bir Afrika seyahati olacak. Bu 2005 yılından beri başlattığımız Afrika açılımı çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekleştireceği bir diğer önemli seyahat olacak. Afrika’ya verdiğimiz önemi göstermesi açısından da bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Şu anda Cumhurbaşkanımız henüz bu ziyarete çıkmadan önce de Afrika’yı en çok ziyaret eden dünyadaki birinci lider. Bu dört ülkeye yapacağımız ziyaretle biz Afrika’ya verdiğimiz önemi bir kez daha ifade edeceğiz. İkili ilişkiler, bölgesel konular, bütün bunlar gene etraflı bir şekilde ele alınacak. Çünkü hakikaten önümüzdeki yüzyılın parlayan yıldızı Afrika olacak. Hem bizim tarihî bağlarımız itibariyle, hem de Afrika’nın sahip olduğu potansiyel açısından Afrika’yla ilişkilerimizi bundan sonra da güçlendirmeye devam edeceğiz"

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

6 + 1 = ?

 
En Son Haberler

-------------------------------------------------------------------

AnketTümü
Henüz anket eklenmemiş.
haber yazılımı: buki