“İş Ahlakının Yaygınlaşmasında İş Dünyası, Üniversiteler ve Sivil Toplum Rolü” konulu panel Cizre’de düzenlendi

“İş Ahlakının Yaygınlaşmasında İş Dünyası, Üniversiteler ve Sivil Toplumun Rolü” paneli, 22 Şubat 2019 tahinde Cizre Kızılay Şubesi ve Cizre Sanayi Ticaret Odası ile birlikte Cizre Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele, İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, Şırnak Valisi Mehmet Aktaş, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, Cizre Kaymakamı Faik Arıcan, Cizre TSO ve Cizre Kızılay Başkanı Salih Sevinç ile davetliler katıldı.
Bu haber 199 kere okunmuş.26 Şubat 2019, Salı - 11:00

“İş Ahlakının Yaygınlaşmasında İş Dünyası, Üniversiteler ve Sivil Toplumun Rolü” paneli, 22 Şubat 2019 tahinde Cizre Kızılay Şubesi ve Cizre Sanayi Ticaret Odası ile birlikte Cizre Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele, İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, Şırnak Valisi Mehmet Aktaş, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, Cizre Kaymakamı Faik Arıcan, Cizre TSO ve Cizre Kızılay Başkanı Salih Sevinç ile davetliler katıldı.

İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, 15 yıl önce kurulan derneğin iş ahlakı konusunda iş dünyası ile STK’ları bir araya getirme gayreti içinde olduğunu dile getirdi. Ahlak çalışmaları içinde yer alan önemli konulardan birisinin iş ahlakı olduğunu ifade eden Karahan, “Bugünlerde her zamankilerden daha fazla ihtiyaç duymamıza rağmen iş ahlakı konusunda bilgi, politika üreten kurum ve kuruluşların sayısı çok azdır. İş ahlakı alanında sivil inisiyatifin çizdiği vizyon ve sorumluluk bilinci iş adamlarına değer katmıştır. Hedefimiz üyelerimizin iş ahlakı bilincine sahip olmasını, üniversite ve STK’ları bu süreç içine katmak istiyoruz” dedi.

Özellikle ekonomik krizin ahlaki boyutuna vurgu yapan Karahan, ““Halen yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin ana sebeplerinden birinin de iş ahlakı ilkelerinde gösterilen eksiklikler olduğu anlaşılmaktadır. Krize karşı iş dünyasının gösterdiği tepkilerde iş ahlakına yönelik sıkıntılar göz ardı edilemez düzeydedir. İş dünyasının, karşılaştığı krizde ilk tedbir olarak konkordato ilanı için sıraya girmesi, borç ötelemeyi çözüm olarak görmesi, fahiş fiyat artışlarında bulunması ve stokçuluk yapması, iş ahlakından ne kadar uzak kaldığımızı göstermektedir. Dünyada siyasi ve ekonomik krizlerle karşı karşıya gelen ülkelere baktığımızda temel sorunun kaynaksızlık değil, her alanda iş ahlakı ilkelerinden yoksunluk olduğu görülmektedir. Mevcut ekonomi sisteminin sunduğu düzen, insanı ve temel değerleri dikkate almamakta; bu sebeple müreffeh, adil ve sağlıklı bir yaşamın oluşmasına engel olmaktadır. Bu ortamın tesis edilmesi ise, iş sahasında ahlaki ilke ve normların uygulanmasıyla mümkün olacaktır.  Adaletin, helal kazancın ve adil paylaşımın gözetildiği bir yerde sosyal adalet sağlanacağı gibi, uzun soluklu huzurlu bir toplumun oluşmasına da imkân tanınmış olacaktır. Bu ise, işaret ettiğimiz gibi, “iş dünyası-üniversite-sivil toplum kuruluşları” iş birliği sayesinde hayat bulacaktır” dedi. 

Cizre TSO ve Cizre Kızılay Başkanı Salih Sevinç İGİAD ile tanışma sürecini anlatmasından sonra konuşmalarında “2017 yılından bugüne kadar birçok etkinlik yapan kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Bu Kurumlar kardeşlik ellerini uzattılar bize. İstanbul’dan buralara gelip bizlere destek oldular. Hamilik Okulu başta olmak üzere tüm kurumlarımıza çok teşekkür ediyorum. Kardeşlik ayrımcılık değildir, ötekileştirme değildir. Bizleri kucaklayan kurumlarımıza tekrardan çok teşekkür ediyorum” dedi.

Cizre Kaymakamı Faik Arıcan devletimizin tüm kurumları bölge ile hemhal olduğu söylerken konuşmalarında “Her alanda olduğu gibi bir yozlaşma, bir yıpranma meydana gelmiş bulunuyor. Coğrafyanın şanlı tarihine geri dönebilmesi için hep birlikte çalışmamız lazım. Onlardan biride İş Dünyası ve bu dünyada ahlaki değerlerimiz tekrardan kazanmamız gerekmektedir” dedi.

Şırak Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan bir işi severek yapıyorsan asla yorulmazsın diyerek başladığı konuşmamasında “Birlik ve beraberliğimi olduğu müddetçe ekonomik krizlerin üzerinden çok daha rahat atlatacağız. Bizler “O hâlde, emrolunduğun gibi dosdoğru ol!...”  ayetine uygun davranabilirsek inanın her şey çok daha kolay olacaktır” dedi.

Şırak Valisi Mehmet Aktaş Cizre’nin zor günlerinde yüreklerini açan değerli kurumlarımıza çok teşekkür ediyorum sözleriyle konuşmasına başladı. Aktaş konuşmalarında; “Bizler hiç şüphesiz hakkı, hukuku, adaleti ve ahlakı esas alan büyük bir medeniyetin mensuplarıyız. Bunların temelini de yüce dinimiz İslam oluşturuyor. Sahip olduğumuz değerleri hayatımıza sirayet ettiği dönemlerde hem kendi içimizde refahı sağlamış hem de dünyaya yön vermişiz. Lakin bu değerlerimizden uzaklaştığımızda sıkıntıya girmiş birbirimizden uzaklaşmışız. İslam noktasının sıkıntılı olmasının en temel nedenleri değerlerimizden uzak olduğumuzdur. Birlik ve beraberliğimi olduğu müddetçe ekonomik krizlerin üzerinden çok daha rahat atlatacağız. Bu yeniden dirilişi her alanda yakalamamız lazım.” dedi.

Konuşmaların ardından, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.  Yaşar Düzenli ve İGİAD Kurucu Başkanı Şükrü Alkan da iş ahlakına yönelik düşüncelerini aktardı.

Üniversitelerde farkındalık kavramı oluşturulmalı

Böyle kadim bir şehirde bu programı gerçekleştirmekten çok mutlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş: “İş ahlakı ile ilgili neden bu kadar konuşmaya başladık. Sorunlar arttıkça daha fazla konuşulmaya başlandı. Eğitim gözüyle baktığımızda; çok erken yaşlarda kazanılmasına rağmen ilerleyen yaşlarda da değer kazandırılabilir olduğunu unutmamalıyız. Üniversiteler iş ahlakı konusunda eğitim vermeye devam etmeli. Üniversitelerin yapacağı en kıymetli olaylardan bir tanesi farkındalığı oluşturmak olacaktır. İyiliğin, doğrunun, güzelin farkındalığını oluşturmamız gerekiyor. İkilemlerin olduğu bir yerde Üniversitelerin yön gösterici bir rolü olduğunu düşünüyorum” dedi.

Ahlaki değerlerin temeli aile

Bu topraklarda yeşeren Ahilik dönemine ait geleneğinin sürdürme noktasında hassasiyet göstermemizin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Ömer Torlak: “Bu yıl yapılan 2018 Türkiye İş Ahlakı Araştırması’nda önceki araştırmalarda olduğu gibi küçük ve büyük işletmelerin iş ahlakı konusunda karşılaştığı problemleri ele aldık. Sorularda güncellemeye giderek işverenler ve çalışanlar üzerinde yapılan araştırmanın etik ilkeler, ahlaki felsefe ve güncel sorunlar üzerine eğildik.” Aile kurumundan beslenen bir ahlaki algının önemine işaret eden Torlak, araştırma sonuçlarında da bunun ortaya çıktığını anlattı. “Meslek Ahlakının 2 temel boyutu vardır Birincisi meslek algısının korunması ikincisi ise mesleki yetenek ve yeterliliklerin geliştirilmesidir” dedi. 1982-2000 doğumluların oluşturduğu Y nesli mensuplarının 1965-1980 doğumluların oluşturduğu X nesli mensuplarına göre daha fazla sorun algıladığını anlatan Torlak, yaşlıların bazı şeyleri kanıksamış durumda olabileceğini kaydetti.  Yöneticiler bakımında yalan ve sözünde durmama gibi problemlerin ön plana çıktığını aktaran Ömer Torlak, ücret ve izin gibi konuların ikinci sırada geldiğini anlattı.  Hem ülke, dünya ve bölge olarak ekonomik sorunlarla boğuşulduğuna işaret eden Torlak, mevcut zorlukların iş ahlakı konusundaki genel algıyı 2008’deki seviyelere düşürdüğünü anlattı. Çalışanlarda iş ahlakı konusunda öne çıkan konuları sıralayan Torlak, şu bilgileri verdi: “Çalışanlar açısından baktığımız zaman yalan yine birinci sırada karşımıza çıkıyor. İşe geç gelme, işin hakkını vermeme yine yüksek oranda algılanan iş ahlakı problemleri…Kaytarma, bir miktar önceki araştırmalara göre yükselmiş. Hırsızlık, rüşvet alma gibi konular ise çok daha az rastlandığı söylenen iş ahlakı problemleri. KOBİ’lerde rekabet edebilme adına veya çarpık bir rekabet anlayışı içinde faaliyetlerini sürdürebilme adına, iş ahlakına aykırı bazı hususları meşrulaştırma çabasından söz edebiliriz. Bu, özellikle ekonomide olumsuz konjonktürün söz konusu dönemlerde daha fazla artabiliyor maalesef. Ancak bunu genel ahlaki yaklaşımdan da bağımsız düşünemiyoruz” dedi.

Ahlaki problemlerin temeli çıkar çatışması

Ticari hayatta yapılan yanlış tutumlar ile konuşmalarına başlayan Şükrü Alkan: “Temeli İş ahlakı ile ilgili bu sorunların genel olarak, amaç ve çıkar çatışmasından kaynaklandığı söylenebilir. Toplumsal ahlaki değerlerdeki yozlaşmanın iş dünyasına sirayet ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye Ekonomisi, iş ahlakı ile ilgili sorunları ağır bir biçimde yaşamış ve uzun süren gündemlerle meşgul olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Son yaşanan krizde şiddetli bir şekilde yaşanmıştır. Üretmeden tüketmenin arzusu olduğumuz bu dönemlerde de krizler kapımızı çaldı. Üreterek, tasarruf ederek bu ortamlardan ders çıkarabilir” dedi. Alkan ayrıca Ahlak’ın bize yüklediği sorumluklara da değinerek: “İş hayatında ahlaki ilkelere riayet edilmesi en başta güven, sosyal barış ve adaletin ve huzurun tesis edilmesine yardımcı olur. Ahlak, firmalarda kısa vadede muhtemelen etkilerini göstermeyecektir fakat uzun vadede bakıldığında iş ahlakına riayet eden firmalar her zaman kazançlı çıkarlar. İş ahlakına riayet kurumsal kimlik sağlar” dedi. Konuşmasının son bölümünde İGİAD’ın gayesinden, hedeflerinden ve faaliyetlerinden bahseden Alkan, “İş yerlerimizde özlenen patron olduğumuzda iş ahlakı kurallarına riayet etmiş olacağız” dedi.

Güvenen insandan güvenilen insana dönüşmeliyiz

İnsanın çift kutuplu bir varlık olduğuna değinen Prof. Dr. Yaşar Düzenli konuşmalarında: “Bir yerlerde birtakım hatalar yaptığımızı görmemiz gerekiyor. Hatalardan dolayı, yanlışlardan dolayı asla ümidimizi kesmiyoruz ve ümitsiz olmuyoruz. İnsana güvenmek zorundayız Allah ona güvendiği için. Eğer bizim davranış ve eylemler konusunda bir problemlerimiz varsa önce niyetimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Kırmızı çizgilerimizi ya kanunla yaparsanız sürdürülebilir olamayabilir. Lakin imani niyet bağlamında kırmızı çizgilerimiz var ise her an yeniden yeniden yaparız ve zoraki olmaz. Aklımız başımıza geldiği andan itibaren yapılan her şey iştir. İş dediğimiz şeyin büyüğü ve küçüğü yoktur. Eğer bu olursa görecelilik kavramı bizi kemirir. Kendi menfaatime karşı koyabilecek bir sabitemizin olması gerekiyor. Eğer sabitemiz olmaz ise oradan oraya savrulup gideriz. Ahlaki duruşlar da bireysel olarak başlayıp toplumsal bir reflekse dönüşür. Güvenen insandan güvenilen insana dönüşmemiz gerekiyor.  Kendi doğrularımız ve kendi sabitelerimizle yoğrulalım” dedi.

Program konuşmaların ardından sunulan plaket takdimi ile son buldu.  

 

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 10 = ?

 
En Son Haberler
YazarlarTümü
haber yazılımı: buki