Radyo TimeRadyo Time

“Mavi Vatanda Vatan Savaşı” söyleşisi gerçekleşti

Ulusal Kanal, Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Radyo Alanya Temsilciliği tarafından düzenlenen “Mavi Vatanda Vatan Savaşı” adlı söyleşi ve dayanışma yemeği geçtiğimiz Cumartesi günü Palm Beach Damlataş Restaurant’da gerçekleşti. Söyleşinin konuğu “Mavi Vatan” ismini de ülkemizde ilk kullanan Emekli Amiral Cem Gürdeniz oldu. Çok sayıda kişinin katıldığı söyleşiye Alanya’da bulunan meslek odası ve dernek başkan ve üyeleri de izleyiciler arasında yer aldı.
Bu haber 387 kere okunmuş.28 Ocak 2019, Pazartesi - 11:18

Söyleşiye konuşmacı olarak katılan Emekli Amiral Cem Gürdeniz’in sunumdaki önemli vurgular şu şekilde; 

“Osmanlıyı parçalamaya gelenler, daima denizden geldiler. Tarih tekrar ettirilirse, gelecekte de böyle olacaktır. 

Türkiye'nin güvenlik ve refahı, vazgeçilmez bir şekilde çevrelendiği denizlerle iç içedir. Bulunduğu yarımada coğrafyası ile Türkiye deniz ülkesidir. 

Bu coğrafyada yaşayanlar tercihini “karasal” değil, “denizsel” devletten yana kullanmak zorundadır.

Deniz Kuvvetlerimiz önemi nedeniyle hep emperyalizm hedefindedir. En son Ergenekon ve balyoz süreçlerinde asıl hedef Türk Silahlı Kuvvetleri ve en önemli unsuru donanması olmuştur. Birçok amiral ve albayı bu süreçte içeriye alınmış, donanmamız güçsüzleştirilmeye çalışılmıştır. Başarıya ulaşamadılar. Bugünde dün olduğu gibi Ulusal Kanal, Aydınlık, Vatan Partisi, TGB bu saldırılara karşı en net mücadeleyi vermişlerdir.

 Jeopolitik önceliklerimiz şu şekilde olmalıdır. Mavi Vatan, Türk Boğazları ve Kıbrıs. 1964 yılında Akdeniz'e inen donanma bir daha ne Ege’yi ne de Akdeniz’i terk etmiştir. 90’lar sonrası Deniz Kuvvetlerimiz Açık Deniz Donanmasına dönüştü. Cumhuriyet Donanması, 21’inci yüzyılın küresel ve bölgesel güç mücadelesinde Karadeniz ve Akdeniz havzasının en önemli unsurlarından biri haline geldi. Donanma, 1974 yılında Kıbrıs’ta askeri bir zaferin asıl unsuru olmuştur. 

Ege’de kıta sahanlığı ve karasuları sorunlarında Yunanistan'ın emrivakilerine set çekmiş; Lozan’da donanmasızlık nedeniyle terk edilen Ege Adalarının yakınlarındaki 152’ye yakın ada, adacık ve kayalıkların aidiyetini, 1996 sonrası Kardak krizi üzerinden sorgulamıştır.

Donanmamız, 2008 yılından itibaren Hint Okyanusu’nda sürekli varlık göstermeye başlamış, 2010 yılından sonra Akdeniz ve Hint Okyanus’unda uzun süreli deniz görev grupları dolaştırabilmiştir. Ülkemiz, en önemlisi, ulusal katkı payı % 70’i bulan kendi tasarımı MİLGEM (Milli Gemi), TCG Heybeliada korvetini inşa ederek, 2012 yılında hizmete sokabilmiştir. 

21'inci yüzyılın gerektirdiği yetenek ve teknolojiye sahip, dünyanın bütün okyanus ve denizlerinde harekat yapma yeteneğinde gücünün temelini ulusal sanayiden alan, bir donanmaya sahip olmak bir seçenek değil,  jeopolitik bir zorunluluk olacaktır.  Karadeniz’de, sahildarlar dışında, başka güçlerin sürekli donanma varlığı bulundurmalarına izin verilmemelidir. 

Montreux Boğazlar Sözleşmesi her koşulda devam ettirilmelidir.  Türk dış ticaretinin % 86’sının taşındığı deniz ulaştırmamız, tehdit veya risk altına girdiği her bölgede, her koşul ve zamanda korunabilmelidir.  Bu bölgeler, bugün için Hint Okyanusu’nda olduğu gibi, gelecekte de okyanus alanlarını kapsamalıdır. 

Karasal yüzölçümümüz 780 bin km²’ dir. Mavi Vatan büyüklüğü 460 bin km²’dir. Bugün Karadeniz dışında ilan ettiğimiz kıta sahanlığı/MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) alanı yoktur. Bu kapsamda Ege’de Yunanistan'ın tek taraflı olarak karasularını ister genel, ister seçici genişletme olsun 6 milin üzerine çıkarması ya da Türkiye aleyhine kıta sahanlığı veya MEB ilan etmesi, asla kabul edilmemeli ve karasuyu genişletmesinin bir savaş nedeni olmalıdır. 

Doğu Akdeniz’de caydırıcı varlığı ile etki sağlamaya devam eden Donanma bu denizdeki çıkarlarımızı sadece korumaya değil geliştirmeye de odaklanmalıdır. KKTC, Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki deniz ulaştırma rotalarını her eksende kontrol etmektedir. KKTC, Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının güney eksendeki koruyucusudur. 

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarına sahip çıkmaz, AB ile ABD’nin dayatmalarına boyun eğer ve Meis yüzünden Antalya Körfezi’ne hapsolursa, dip zenginlikleri ile birlikte kabaca 100 bin km.² alan kaybeder. Bu haritaya razı olmak ve KKTC’den vazgeçmek Anadolu’nun güneyden kuşatılmasını kabullenmektir. 

AB tüm resmi dokümanlarında Türk deniz yetki alanlarını kısıtlı yayınlamaya devam etmektedir. KKTC’nin kaderi New York, Washington Dc, Londra, Brüksel, Paris ve Berlin’e bırakılamaz. Kıbrıs kuzeyindeki bağımsız Türk varlığı Lozan’daki deniz jeopolitiği dengesizliğini önleyen en önemli kazanımdır. KKTC kaybedilirse, adadaki askeri varlık kaybedilir. İkinci donanma etkisi kaybedilir. Doğu Akdeniz kaybedilir. Mavi Vatan kaybedilir. Antalya körfezine hapsediliriz. Deniz ulaştırma rotalarımızın kontrolü kaybedilir. Kaybedilen KKTC, güneydoğu Anadolu’da bölücü ve ayrılıkçı hareketlere doping etkisi yaratır. Kuzey Irak ve Suriye’de kukla Kürt devletinin kurulma sürecini canlandırır. İskenderun Körfezi riskli sulara dönüşür. Dünyanın en büyükleri arasında yer alan Güney Kıbrıs ticaret filosu halen Türkiye tarafından uygulanan ambargonun kalkması ile limanlarımızda boy göstermeye ve navlun gelirlerimizi eritmeye başlar. Bu durum Mersin ve İskenderun limanlarımızın gelişimine set çeker. Denizcilik gücümüz kan kaybeder. KKTC’nin geleceği hepimizin geleceğidir. Bir avuç kısa dönemli düşünen çıkar grubunun iradesine bırakılamayacak kadar değerlidir. KKTC yavru vatan değildir. KKTC bizzat vatandır. Bu kaderi şekillendirmek devletin görevidir. Devletin jeopolitik çıkarları kısa ve orta dönemlere yönelik değildir. Yüzyılları kapsar. Anadolu jeopolitiği Ege adaları ve Kıbrıs ile kuşatılmışlığı reddeder. Kıbrıs’ta tarihin tekrarlatılmaması gerektiğini düşünmek zorundayız. Bu siyasetin değil, coğrafyanın gereğidir” 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

9 + 9 = ?

 
En Son Haberler
haber yazılımı: buki