“Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki duruma daha fazla seyirci kalma şansı yoktur”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. AK Parti Genel Merkezinde gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.
Bu haber 155 kere okunmuş.05 Eylül 2019, Perşembe - 14:49

“Türkiye'nin büyümesi, güçlenmesi için gece gündüz çalışıyoruz”

Türkiye'nin büyümesi, güçlenmesi her anlamda hedeflere doğru ilerlemesi için gece gündüz çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizden aldığımız güçle, teşkilatlarımızın desteğiyle, dostlarımızın hayır duasıyla 'durmak yok yola devam' diyerek mücadeleyi sürdürüyoruz. Sizlerin de kendi illerinizde ve görev alanlarınızda benzer bir mücadelenin içinde olduğunuza inanıyorum. Buradaki her bir arkadaşımın en büyük meselesi, sorumluluğunu üstlendiğimiz kutlu davaya hizmet etmek, şahsiyetimizle, siyasetimizle, duruşumuzla, icraatımızla milletimizin gönlünü kazanmaktır" ifadelerini kullandı.

AK Parti'nin en büyük özelliği sürekli kendini yenileme, tazeleme, büyütme geliştirme kabiliyetine sahip olması olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Her kongremizin her milletvekili ve belediye başkanlığı seçimini, her görevlendirmeyi işte bu özelliğimizin yeni bir tezahürü olarak gerçekleştirdik. 7'nci Olağan Büyük Kongremize de aynı anlayışla gideceğiz. AK Parti ailesini daha da büyütecek, saflarımızı hem genişletecek hem de daha da sıklaştıracağız. Kuruluşundan bugüne partimize hizmet etmiş hiçbir arkadaşımızı bu safın dışında bırakmayacağız, ahde vefayı asla ihmal etmeyeceğiz."

Yeni isimlerle, yeni değerlerle, yeni hizmet erleriyle kadroları tahkim edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Oranın en itibarlı en gayretli en azimli en birikimli en dinamik isimlerini partimizin yönetim kademelerine kazandıracağız. Beldede, ilçede, ilde ve genel merkezde. Gerek genel merkezimizin yapacağı çalışmalar gerek teşkilatlarımızdan gelecek teklifler gerekse diğer destekleyici faaliyetlerle bu isimleri bulup çıkarmakta kararlıyız. Ana kademe, kadın ve gençlik kolları olarak şehirlerimizde ne kadar güçlü olursak seçim dönemlerinde o kadar başarılı oluruz."

“15 Temmuz üzerinde önemle durulması gereken bir milat”

AK Parti'nin bugün geldiği yeri ve geleceğini değerlendirirken son yıllarda yaşanan tarihî önemi haiz gelişmelerin asla göz ardı edilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,bu çerçevede özellikle 15 Temmuz'un üzerinde önemle durulması gereken bir milat olduğunu söyledi.

Darbe teşebbüsünün yaşandığı gece omuz omuza, gönül gönüle vererek darbeye direnen ülkedeki tüm kesimleri, Türkiye ortak paydasında bir araya getirmek için çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi görüş ve meşrep farklılıklarına bakmadan terörle ve şiddetle arasına mesafe koyan herkesle iş birliği zeminini güçlendirmek istediklerini dile getirdi.

“Yenikapı'da Türkiye olarak gerçekten tarihî bir dayanışma tablosu sergiledik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatta millet ihanete direnirken, darbecilerle anlaşıp tankların arasından kaçan CHP yönetimine bile el uzattık. 7 Ağustos'ta Yenikapı Meydanı'nda sergilediğimiz dayanışma tablosu bunun ilk adımını oluşturdu. Yenikapı'da muhalefeti ve iktidarıyla Türkiye olarak gerçekten tarihî bir dayanışma tablosu sergiledik. Tankların arasından kaçıp gidenleri de biz buraya davet ettik. Son ana kadar yine kaçıyordu. Ama biz buna rağmen son anda geleceğini bildirmesi üzerine onu da kabul ettik" dedi.

Ülkenin birliği, beraberliği için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece FETÖ ihanet çetesine değil onların arkasındaki kirli ellere de Yenikapı'da çok anlamlı mesaj verdiklerini ancak iyi niyetli tüm çabalarına rağmen bu tabloyu devam ettirmenin mümkün olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Yenikapı ruhuna ilk darbe 'kontrollü darbe' söylemiyle bizzat CHP Genel Başkanı tarafından vuruldu. CHP, FETÖ'nün tezlerini, FETÖ'cülerin argümanlarını sahiplenerek kısa sürede fabrika ayarlarına geri döndü. Bununla kalmayan CHP tarihimizin en büyük ihaneti karşısında anayasal çerçevede devreye aldığımız OHAL uygulamasına saldırdı. Daha pek çok söylemi ve eylemiyle bu parti ülkemiz için kritik bir dönemde FETÖ ile mücadeleyi zaafa uğratmaya çalıştı. 17/25 Aralık girişiminden bu yana CHP ve şürekâsına maalesef terörle mücadelenin siyaset üstü bir konu olduğunu, ülkemiz ve milletimiz açısından bir beka meselesi olduğunu anlatamadık. Millî meselelerin günlük siyasetin tartışmalarına kurban edilmemesi gerektiğini bunlara bir türlü öğretemedik. Milletin safında yer almak varken artık diyet borçlarından mı, siyaset hırslarından mı, basiretsizliklerinden mi bilmiyoruz CHP ekibi hep millî irade düşmanlarıyla yol yürümeyi tercih etti. Bugün de aynı tavırlarını sürdürüyorlar."

“Cumhur İttifakı, 82 milyonluk Büyük Türkiye İttifakı’nın lokomotifidir”

CHP'nin FETÖ, bölücü terörle mücadele, egemenlik haklarını koruma diye bir derdinin olmadığının ortaya çıktığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'nin ilkesizliği, yalpalamaları, tutarsızlıkları karşısında biz de AK Parti olarak Milliyetçi Hareket Partisi ile Yenikapı'da başlattığımız iş birliğini yeni bir safhaya taşıdık. Cumhur İttifakı, 15 Temmuz direnişinin siyasi alana yansımasıdır. Cumhur İttifakı, Yenikapı ruhunun çelikleşmiş hâlidir. Cumhur İttifakı, milletimizin her bir ferdinin parçası olduğu 82 milyonluk büyük Türkiye İttifakı’nın lokomotifidir" dedi.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden geriye dönüş yoktur”

Cumhur İttifakı'nın, millî güvenliğin tahkiminin yanında Türkiye'nin demokratikleşmesi, Türk demokrasisine vurulan vesayet zincirlerinin kırılması yönünde de tarihî adımlar attığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasında aziz milletin onayından geçen, 24 Haziran seçimlerinden sonra da tüm kurum ve kurallarıyla devreye giren Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, bu adımlardan sadece biri olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yönetim sistemiyle milletin geleceği ve demokratik hakları adına büyük kazanımlar elde ettiğini, siyasetin vesayet karşısında gücünün arttığını, bürokratik oligarşinin ciddi oranda geriletildiğini, millet egemenliğinin önündeki birçok engelin kaldırıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin 1961 ve 1982 darbe anayasalarıyla daraltılan siyasi alanı da genişlettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sivil siyasetin üzerinde yıllardır Demokles'in kılıcı gibi duran yapılar kendi görev alanlarına çekilmiştir. Milletimizin beklentilerine maziden atiye giden tarihi yürüyüşüne en uygun yönetim modelini ülkemize kazandırdığımıza inanıyoruz. CHP'nin yeni sistemden hazımsızlık duymasının nedeni, sistemin getirdiği işte bu büyük demokratik dönüşümdür. CHP ve şürekâsı imtiyazlarını kaybettikleri için bu kadar rahatsız oluyorlar. Ancak CHP ve ortakları içine sindirse de sindirmese de artık Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nden geriye dönüş yoktur. Milletimiz uzun mücadeleler sonucunda elde ettiği bu kazanımın elinden alınmasına hiçbir zaman müsaade etmeyecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yenilikte olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nde de uygulamadan veya eski alışkanlıklardan kaynaklanan bazı eksiklikler olabileceğini belirterek, şöyle konuştu: "Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yürüttüğümüz kapsamlı bir çalışmayla tüm eksikleri belirledik ve çözüm yollarını ortaya koyduk. Sorun alanlarının çoğunun sistemden değil uygulamadan kaynaklandığını tespit ettiğimiz için işimizin nispeten kolay olduğunu görüyoruz. Bu sonuçları yakında milletimizle paylaşacağız. Nereden nereye geldik, bunu milletimizle paylaşacağız. Ardından da yürütmeye ilişkin kısımları Cumhurbaşkanlığı olarak biz, yasamaya ilişkin kısımları Meclisimiz, siyasi alana dair kısımları da genel merkezimiz hayata geçirecek." Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti teşkilatlarından da bu süreci yakından takip ederek milletle paylaşmalarını beklediğini söyledi.

“Üstesinden gelinen her mesele Türkiye’nin önünde yepyeni bir pencere açtı”                           

Türkiye'nin karşılaştığı her meselenin ülkeye bir maliyetinin olduğunu ama diğer taraftan üstesinden gelinen her meselenin ülkenin önünde yepyeni bir pencere açtığını da ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Mesela Kıbrıs Barış Harekâtı sebebiyle ülkemize uygulanan askerî ambargolar, bizi savunma sanayisinde ilk adımları atmaya yöneltmişti. Sene 1974. Oradan buraya aldığımız mesafe ortada. Ülkemizin sanayisini ve ticaretini bitireceği gözüyle bakılan Gümrük Birliği Anlaşması rekabet gücümüzü küresel çapta artırdığımız bir sürece dönüşmüştür. Hiç şüphesiz ülkemiz bu çerçevedeki en büyük atılımları AK Parti döneminde yaşamıştır."

Tüm taahhütlerini çiğneyerek Türkiye'yi Avrupa Birliği tam üyeliğinden mahrum bırakanların tavırlarına cevabı Afrika'dan Güney Amerika'ya kadar geniş bir coğrafyada yeni açılımlar yaparak verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizi gizli açık ambargolarla köşeye sıkıştırmaya çalışanlar bizi sanayiden teknolojiye, tarımdan enerjiye her alanda kendi potansiyelimizi en üst seviyede değerlendirmeye yöneltti. Özellikle savunma sanayisinde âdeta ülkemizi terör örgütleri karşısında çaresiz bırakma çabalarını dünyanın en ileri ürünlerini geliştirerek boşa çıkarttık. Terörle mücadelede ihtiyaç duyduğumuz insansız hava araçlarını, güdümlü mühimmatları, gözetleme ve işaretlem sistemlerini bizden esirgeyenler bugün ürettiğimiz ürünleri şaşkınlıkla takip ediyor."

“Doğu Akdeniz'de, bütün haklarımızın sonuna kadar savunucusu olacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerinde söz sahibi konuma gelmesini vakitlice edindiği sondaj ve sismik araştırma gemilerine borçlu olduğuna işaret ederek, "Bundan önce kiralama yöntemleriyle gidiyor, dileniyor ve büyük rakamlarla sondaj gemileri, sismik araştırma gemileri alıyorduk ama şimdi kendimize ait iki adet sondaj gemimiz, iki adet de sismik araştırma gemimiz var. Bir ihtimal belki üçüncü sondaj gemimizin de gelme durumu söz konusu olabilir. Bütün bunlarla beraber, biz Doğu Akdeniz'de şu ne diyor, bu ne diyor, değil. Biz ne diyoruz, biz buna bakıyoruz. Şu anda gemilerimiz bölgede. Bütün fırkateynlerimiz korvetlerimiz hepsi yanlarında. Uçaklarımız her an hazır. Kimse burada bizim hakkımız olan konulardan bizi mahrum etmeye kalkamaz. Burada Kuzey Kıbrıs'taki soydaşlarımızın hakları var. Bizim garantör ülke olarak söz söyleme haklarımız var. Bütün bu haklarımızın sonuna kadar savunucusu olacağız. Onları yerinde de aynı şekilde takibini devam ettireceğiz" açıklamasında bulundu.

“Ülkemize yönelik yaptırım tehditleri bizi korkutmaz”

Türkiye'nin hâlâ ciddi sıkıntı yaşadığı konuları olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle hava savunma sistemleri, yeni nesil savaş uçakları, yüksek teknolojiye dayalı kimi ürünlerin tedariki konusunda ülkemizin önüne sürekli engeller çıkartılıyor. Hiç şüpheniz olmasın, önümüze çıkartılan her engel bir süre sonra aynı teknoloji ve ürünü kendimizin geliştirmesiyle anlamsız hâle gelecektir” şeklinde konuştu.

“Ülkemize yönelik yaptırım tehditleri bizi korkutmaz, geri adım attırmaz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam tersine yürüdüğümüz yoldaki kararlılığımızı perçinler. Biz sürekli birilerinden korkar hâlde yaşarsak bilesiniz ki yaşama hakkınız olmaz, hakkımız olmaz. Önümüzdeki dönem bu bakımdan yeni ve gerçekten tarihî önemde gelişmeleri hep birlikte yaşayacağımız bir dönem olacaktır. Biz bu yolda yürürken birçok korkakları da tanıdık, yani onu da bilesiniz. Bize korkaklık noktasında nasihatte bulunanları da iyi biliriz. Bunu da biliyoruz. Bugün parlamentoda olan siyasi partilerin içerisinde de bu korkakların boyunu posunu her şeyi her şeyini gayet iyi biliriz. Bize 'Orta Doğu'da ne işiniz var' diyenlerin, bunu niye söyledikleri belli. Ama ne işimizin olduğunu onlara gösterdik, gösteriyoruz, göstereceğiz" diye ekledi.

“Varil bombalarından kaçıp sığınan insanlara kucak açtık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Suriye'deki gelişmelere değinerek, Türkiye'de bulunan ve sayıları 3 milyon 650 bini bulan Suriyeli sığınmacıya 8 yıldır ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Varil bombalarından kaçıp sığınan insanlara kucak açtıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz Batı'daki bazı ülkelerin yaptığı gibi 50 tane, 100 tane, 200 tane mülteciye ancak kapı açabilenler değil, tam aksini yaptık. Şu ana kadar bizim yaptığımız harcamalar 40 milyar doları buldu. Şu ana kadar AB'den bizim bütçemize gelmiyor. Nereye geliyor? Uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla AFAD'a, Kızılay'a geliyor. Ne kadar? Eh işte 3 milyar avro gibi bir destek şu ana kadar geldiği ifade ediliyor. Verilen sözlerini bunlar tutmadılar. Biz ise verseler de vermeseler de bu adımı atmaya devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenli hâle getirilen bölgelere dönen Suriyeli sayısının 350 bini bulduğunu ama bunu yeterli olmadığını ifade ederek şunları kaydetti: "Biz diyoruz ki öyle bir güvenli bölge oluşturalım ki bunu Sayın Trump'la, Sayın Putin'le de konuştum. Aynı şekilde Almanya'da Merkel ile konuştuk. İngiltere ile bunları aynen konuştuk. Böyle bir güvenli bölgede 'gelin' dedik, buralarda bizler Türkiye'de çadır kentler var ve biz burada âdeta konut yapıyoruz ve bu konutlara da bu güvenli bölgede bunları taşıyalım. Eğer böyle bir şey yapacak olursak Türkiye olarak biz de rahatlamış oluruz. Şimdi düşünün bizde konteyner kentler, çadır kentler, bunlar var ama buralarda insanca yaşama diye bir durum söz konusu değil.”

“Kapıları açmak zorunda kalırız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir taraftan insanca yaşamak ve yaşatmaktan bahsedeceksiniz, diğer yandan güvenli bölge teklifimize, 'çok güzel bir teklif.’ Bunu Sayın Obama'ya da söylemiştim. 'Çok güzel bir teklif.' Tamam güzel bir teklifse gelin konutların yapımını sağlayalım. Sizler bize mali destek verin, bir taraftan lojistik destek verin. Buraları hemen süratle yapmak suretiyle Suriye bölgesinde, Suriye'nin kuzeyinde işte Sayın Trump'ın yani '20 mil' dediği, 30 kilometre derinlik o bölgede ve bizim sınır boyunca ki 910 kilometre biliyorsunuz buralara, bu konutları yapalım. Böylece insanca yaşama imkânını onlara sağlayalım. Bunu yapalım. 'Çok güzel bir teklif.' Tamam güzel teklifse hadi verin, başlayalım bu işe. Ama yok. Biz tabii yine kovalamaya devam edeceğiz" dedi.

Türkiye’de Suriyeli sığınmacıların dışında Afganistan’dan gelenlerin bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir taraftan geliyor, bir taraftan geri gönderiyoruz. Bunlar var ama bu yolculuk bizi farklı yere doğru götürebilir. Onu da söyleyeyim. Farklı yer nedir? Böyle oldu oldu, olmadı biz de kapıları açmak zorunda kalırız. Yani ya destek vereceksiniz verin, vermeyecekseniz kusura bakmayın bir yere kadar bu işi katlandık, katlanıyoruz. Bu yükü sadece biz mi çekeceğiz? Bu insanlara bu tür zulme, kusura bakmayın biz vesile olamayız. Siz de bakalım nasıl taşınırmış bunu bir görün. Misafir ettiğimiz sığınmacıların yükünün paylaşımı konusunda AB başta olmak üzere bugün buradan söylüyorum dünyadan olması gereken desteği alamadık, almak için de bunu yapmak zorunda kalabiliriz. Bunu söylüyorum. Tabii bu işleri yoluna koyana kadar biz bu desteğimizi vermeye devam edeceğiz."

“Bizim istediğimiz güvenli bölge ile muhataplarımızın kafasındaki güvenli bölge arasında ciddi farklar var”

İdlib'deki gelişmelerin Türkiye'ye yönelik sayıları milyonları bulacak yeni bir sığınmacı akını tehlikesini ortaya çıkardığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile yakın iş birliği içinde İdlib'i güvenli hâlde tutarak, insanların kendi evlerinde yaşamalarını temin etmeye çalıştıklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'deki Suriyelilerin önemli bir bölümünün yaşadığı Fırat'ın doğusu ile Irak sınırı arasındaki Suriye topraklarını da güvenli hâle getirecek adımlar attıklarını, ABD ile bu konuda bir mutabakata varmanın çabası içerisinde olduklarını aktardı.

Geçmişteki tecrübelerin bu tür konularda kendilerini ihtiyatlı davranmaya ittiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Tüm gelişmeler bizim istediğimiz güvenli bölge ile muhataplarımızın kafasındaki güvenli bölge arasında çok ciddi farklar olduğunu gösteriyor. İdlib tarafında milyonlarca yeni sığınmacı tehdidiyle karşı karşıya bulunan Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki duruma daha fazla seyirci kalma şansı yoktur. Geçtiğimiz günlerde de ifade ettiğim gibi, Eylül’ün son haftasına kadar Fırat'ın doğusundaki güvenli bölge oluşumunu kendi istediğimiz şekilde fiilen başlatmakta kararlıyız. Bunu Amerikalı dostlarımızla birlikte yapmak hepimiz için en ideal yoldur ama böyle bir zemin oluşmazsa hazırlıklarımız tamam, kendi imkânlarımızla bu işe başlayacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedefimiz ülkemizdeki Suriyeli kardeşlerimizden en az 1 milyonunu 450 kilometrelik sınır hattı boyunca oluşturacağımız güvenli bölgede iskân etmektir. Gerekirse dostlarımızdan alacağımız desteklerle yeni şehirler inşa ederek bu bölgeyi Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hâle getirmektir. Önümüzdeki günler ve aylar bu çerçevede vereceğimiz büyük mücadeleyle geçecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatlardan bu mücadeledeki haklılığı millete anlatmalarını, kamuoyu desteğinin en yüksek düzeyde tutulmasını istedi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu dolayısıyla bu ayın sonunda ABD'de olacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada görüşmeler yapacağını belirtti.

TBMM'nin yeni yasama yılının açılışının da ekim ayında yapılacağını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4-6 Ekim'de Kızılcahamam'da Genişletilmiş İstişare Toplantısı düzenleneceğini sözlerine ekledi.

Etiketler: Recep Tayyip Erdoğan  

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

10 + 6 = ?

 
En Son Haberler
YazarlarTümü
haber yazılımı: buki