Radyo TimeRadyo Time

“Yaşananların soruşturulması gerekir”

France 24 Televizyonuna konuşan CB Sözcüsü Kalın, Norveç’te icra edilen NATO tatbikatında yaşananlarla ilgili olarak, “Bir soruşturma olacağını sanıyoruz, birkaç kişinin de kovulduğunu duyduk. Ancak böyle bir şeyin NATO’da nasıl olabildiğini ve bir daha böyle bir şeyin olmayacağını bilmek için uğraşıyoruz. Bunun herhangi bir ülkeye yapılması kabul edilemez. Özellikle de kurucu Cumhurbaşkanımız Atatürk’e ve mevcut Cumhurbaşkanımıza yapılması üzerine Türkiye’nin tepki göstermemesi beklenemez" dedi
Bu haber 132 kere okunmuş.21 Kasım 2017, Salı - 13:26

 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, France 24 Televizyonuna verdiği röportajda, Norveç’teki NATO tatbikatında yaşananlar, Suriye ve Irak’taki gelişmeler, Rıza Sarraf’ın yargılanması başta olmak üzere çeşitli konularda açıklamalarda bulundu ve soruları cevapladı.

 Norveç’te icra edilen NATO tatbikatında yaşananlarla ilgili Türkiye’den özür dilendiği hatırlatılan ve bu olayın bir kaza olup olmadığı sorusu yöneltilen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Detayları bilmiyorum, göreceğiz. Şu ana kadar NATO’nun açıklamalarına dayanıyoruz. Bir soruşturma olacağını sanıyoruz, birkaç kişinin de kovulduğunu duyduk. Ancak böyle bir şeyin NATO’da nasıl olabildiğini ve bir daha böyle bir şeyin olmayacağını bilmek için uğraşıyoruz. Fakat bunun herhangi bir ülkeye yapılması kabul edilemez. Özellikle de kurucu Cumhurbaşkanımız Atatürk’e ve mevcut Cumhurbaşkanımıza yapılması üzerine Türkiye’nin tepki göstermemesi beklenemez. Bu mümkün değil” dedi.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Türkiye NATO ile ilişkileri kesmeyi düşünüyor mu?” şeklindeki soruya, “Hayır” cevabını verirken, “NATO’nun hâlâ sağlam ve açık bir müttefiki misiniz?” sorusunu ise “Öyleyiz, çünkü NATO’nun önemli bir müttefikiyiz” diye cevapladı.

 Türkiye-ABD ilişkileri ile FETÖ ve Rıza Sarraf davalarında yaşanan gerilimle ilgili bir soru üzerine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın şunları kaydetti: “ABD ile uzun geçmişe dayalı stratejik ittifakımız var ancak son birkaç yılda, Obama yönetimine kadar geri giden, iki ana sorunumuz bulunuyor. Bir, ABD’nin Suriye’de DEAŞ’la mücadele adına PYD/YPG’ye verdiği destek. İkinci sorun da ABD’deki Gülenci şebeke. Gülenciler ABD’de yerleşikler ve sistemi charter okulları, vize sahtekârlığı ve para aklama yoluyla kendi avantajlarına kullanıyorlar. Şimdi de ABD sistemini Türkiye’ye karşı saldırıya geçmek için kullanıyorlar. Örneğin Sarraf veya Türkiye’deki kamu bankalarından biri olan Halkbank davaları bunun parçası.”

 Türkiye’nin ABD’den, yasal çerçevenin dışına çıkan hiçbir talebinin olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “(Fetullah Gülen’in) Türkiye’ye iadesini ABD ile 1960’larda imzaladığımız suçluların iadesi anlaşmasına dayalı olarak istedik şu anda” diye konuştu. Türkiye’nin bu konuda ümidini yitirip yitirmediğinin sorulması üzerine de Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Bunun üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Açık ki bu ikili ilişkilerimizde olumsuz etkiye sahip. Çünkü kilit bir müttefikinize karşı suç işleyen böyle bir grup insana ülkenizde izin verirseniz, buna başka nasıl karşılık vermemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Sarraf ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında kurulmaya çalışılan bağlantılarla ilgili soruyu ise “Cumhurbaşkanımız ile Sarraf veya bu dava arasında hiçbir bağ yok. Cumhurbaşkanının itibarına zarar vermeye çalışıyorlar” şeklinde cevapladı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın “Bu politik bir dava mı?” sorusuna ise “Evet, bu siyasi bir dava. Kesinlikle siyasi bir dava” cevabını verdi.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Bu çok ciddi bir iddia. ABD adalet sisteminin Cumhurbaşkanınızı hedef aldığını mı söylüyorsunuz?” sorusuna, şu sözlerle karşılık verdi: “Bunu hep söyledik. Son derece siyasi motivasyonlu bir dava. Biz, dışarıdan aldığımız enerjiye bağımlıyız, yaptırımlar esnasında İran ile bu ticareti yapmak zorundaydık. Bunu başka yollarla yapmayı denemek zorunda kalacağımızı söyledik. Bankalarımız, ekonomi bakanımız işin içine girdi. ABD’liler bunları biliyor. Şimdi, 3-4 yıl sonra karşımıza Türkiye’de daha önce Gülenciler tarafından gündeme getirilen ve reddedilen bu dava çıkarılıyor. Birebir aynı suçlama alınıyor ve aynı yargılamayı ABD’de yapıyorlar.”

 “Kim bunlar, Trump yönetimi mi?” şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Bu Trump yönetimi değil. Sistem içindeki, yargı içindeki Gülencilerin temasa geçtiği açık olan belli kişiler” değerlendirmesini yaptı.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Sizce ABD yargı sistemini Gülenciler mi kontrol ediyor?” sorusu üzerine; “Bunu siz söylüyorsunuz. Benim söylediğim, bunun siyasi hâle getirildiği ve davanın amacına, ima ettiklerine bakarsanız, bunun Türkiye’de daha önce yapmaya çalıştıkları ama başaramadıkları şey olduğu ortada” görüşünü dile getirdi.

 Sarraf’ın ABD’deki soruşturmacılar ile iş birliği yapıp yapmadığına ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Mahkeme detaylarını bilmiyorum. Bu bir yargı süreci. Tekrarlamak isterim ki yasal çerçevenin dışında hiçbir şey asla istemedik. Ancak maalesef hem Obama hem de Trump yönetimleri bu kilit önemdeki konuda bir şey yapmadılar. Bu da iki kilit müttefikin ilişkilerini etkiliyor” diye cevap verdi.

 ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, YPG/PYD ve DEAŞ arasında Rakka’da yapılan anlaşmayla ilgili soru üzerine de Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, şunları kaydetti: “Öncelikle, bu korkunç bir anlaşma. Bunu öğrendiğimizde tabii ki tepki gösterdik. Bence bu PYD/YPG gibi bir terör örgütünü, DEAŞ gibi bir başka terör örgütüne karşı desteklemenin yanılgısını gösteriyor. Başından beri söyledik, bir terör örgütü ile diğer terör örgütünü kullanarak mücadele edemezsiniz. Yakın zamanda söylediğim gibi, kendi resmî belgelerinde PYD/YPG her zaman PKK’nın Suriye kolu olarak yer aldı. PKK bir terör örgütü mü? Evet, öyle. Emirleri aldıkları yer orası. Aslında PYD/YPG’nin emir komuta yapısına baktığınızda bütün kilit emirleri Kandil Dağı’ndan ve PKK’dan alıyorlar.”

 “PYD/YPG’nin, DEAŞ’a karşı en etkin güç olduğunu söylüyorlar. Ancak aslında durum bunun tersi” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “ABD bu türden desteği başka herhangi bir gruba, mesela Özgür Suriye Ordusu’na, Türkmenlere veya Arap gruplara verseydi, onlar DEAŞ’a karşı en etkin grup hâline gelirdi. Büyük askerî destek sağladılar” diye konuştu.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonuyla DEAŞ’a karşı önemli bir mücadele verdiğinin altını çizerek, bu operasyon kapsamında 2 bin kilometrekarelik alanın DEAŞ teröristlerinden temizlendiğini ve binlercesinin imha edildiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Türkiye’nin Musul’da ve başka yerlerde de DEAŞ’la mücadele operasyonlarına destek verdiğini de hatırlattı. “Bizim başlıca kaygımız bunun yanlış insanlarla yapılması” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Örneğin Irak’ta Iraklı askerleri, Başika kampında Musul gönüllülerini eğittik. Peşmerge ve Irak ordusuna DEAŞ’la mücadelede yardım ettik. Sorun, bunu kiminle yaptığınız. Bizim oradaki ana pozisyonumuz şu: PYD/YPG PKK’nın Suriye koludur ve onu meşrulaştıramazsınız. PKK’yı da DEAŞ’la mücadele ediyor diye meşrulaştıramazsınız” değerlendirmesini yaptı.

 ABD’nin bölgede kalmayı mı amaçladığı şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Başından beri bize söyledikleri PYD/YPG ile ilişkilerinin geçici olduğu, yani Rakka bir kere kurtarıldıktan, DEAŞ elimine edildikten sonra ilişkiyi kesmeye başlayacakları idi. Dolayısıyla şimdi ABD’nin PYD/YPG ile ilişkiyi kesmesini bekliyoruz, çünkü görev yerine getirildi. Şimdi ABD’nin planlarını nasıl yapacağını göreceğiz. Rakka bölgesi temizlendiği için daha uzun kalma yönünde bazı düşünceleri var gibi görünüyor” cevabını verdi.

 ABD’nin Suriye’deki Rusya-İran mevcudiyetine karşı orada kalmayı düşünmesinin muhtemel olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, şöyle devam etti: “Eğer amaç buysa, bu fikir sahadaki işleri daha da karmaşıklaştıracaktır. Niye? Çünkü Soçi üçlü zirvesinde, Cenevre-Astana süreçlerinde ilerledikçe kilit önemdeki unsurlardan biri, aklımızda tuttuğumuz ilkelerden biri Suriye’ye bir arada tutmaktır. Yani Suriye’nin toprak bütünlüğü, Toprak hâkimiyeti için bu kadar çok grup varsa, devlet dışı aktörler olsun, devletler olsun, bu hedefin gerçekleşmesi imkânsız olacaktır.”

 Astana sürecinin Cenevre sürecinin natifi değil, tamamlayıcısı olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Suriye sorununa çözüm için biri BM’nin, diğeri de Türkiye, Rusya ve İran’ın öncülüğündeki iki plan üzerinde çalışıldığını söyledi.

 “Suriye’yi birleştirecek kişi Esed değil” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Meşruiyetini kaybetti. Esed, Suriye’yi kapsayıcı, demokratik, çok kültürlü, işlevsel ve meşru bir hükûmet yapısına taşıyamaz. Açıktır ki bu sonunda Suriye halkının kararı” diye konuştu.

 Suriye’nin kaderinde Rusya ve İran’ın rolüyle ilgili soruya da Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Rusya ve İran tabii ki Esed’i destekledi. Tabii ki bu özel konuda anlaşamıyoruz ama tartışmaya devam edeceğiz. Bizim pozisyonunuz netti ve İranlılar ile Ruslar için Esed’i iktidarda daha fazla tutmanın Suriye’de kendi çıkarlarını korumak için bir yol olmadığına ya da tek yol olmadığına veya hatta en iyi yol olmadığına inanıyoruz” cevabını verdi.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Rusya ve İran’ı bu konuda ikna edip edemeyecekleri sorusuna da “Bu konuda çalışmaya devam edeceğiz” karşılığını verdi.

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 8 = ?

 
En Son Haberler

-------------------------------------------------------------------

AnketTümü
ALTSO Başkanı kim olmalı?
 
haber yazılımı: buki