Radyo TimeRadyo Time

“Çete çeteye çarpmış, çete çete içinde”

Bu makale 11189 kere okunmuş.18 Mayıs 2020, Pazartesi - 11:46

Rahmetli Cem Karaca “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” isimli şarkısında “Çete çeteye çarpmış, çete çete içinde, artık durana kadar, Cafer getir peçete…” diyordu. Bugün Sedat Peker’in yurt dışına çıkışını biraz detaylı konuşacağız. Bu olay önemli çünkü bu olayın esas arkasındaki büyük fotoğrafın Berat Albayrak ile Süleyman Soylu arasındaki kavga olması gösteriliyor. 

Soru şı; Berat Albayrak’ın elinden, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Sedat Peker’i aldı mı; almadı mı? 

Sedat Peker, Berat Albayrak olayını ilk açıkladığı videoda, açık açık şöyle dedi: “Benim yurt dışına çıkışımda, ilk önce sağlık, eğitim ve ticari nedenleri gösterdim ama bu nedenler gerçeğin yüzde onluk kısmı; gerçeğin yüzde doksanlık kısmı şudur: Berat Albayrak beni yok etme kararı almıştı. Beni ömür boyu hapiste tutmak için karar almıştı. Bununla ilgili Anadolu Adliyesinde bir dosya hazırlanmıştı. Bu dosyaya benim ismim girilmeyerek UYAP sisteminde gizlenmek istenmişti. Şahsımla ilgili dosya başka bir isimle kaydedilmişti. Bir vatansever polis memuru bana hazırlanan bu gizli dosyayla ilgili belgeleri kaydettiği bir telefon getirdi. Bu telefonun içerisinde Anadolu Adliyesinde şahsımla ilgili hazırlanan dosyada yer alan belgeler kayıtlı idi. Daha önceden de çeşitli dostlarım beni Berat Albayrak’la ilgili uyarmış olduğu için yurt dışına çıkmaya karar verdim. Hatta yurt dışına tam çıkacakken benim uçağım apronda bir buçuk saat bekletildi. Uçağımı bir buçuk saat bekletenin de Berat Albayrak olduğunu öğrendim. Fakat Anadolu Adliyesindeki malum dosyayı tam olarak tamamlayamadıkları, o an yurt dışına çıkış yasağım da olmadığı için benim çıkışıma engel olamadılar.”

Bunları söylediği videodan sonra Sedat Peker yeni bir video çekti. Bu yeni videosunda Sedat Peker önceki videosunun tam tersine Berat Albayrak’ı akladı. Bu videoda daha sakin ve aklı başında konuşan Peker, “Beni Berat Bey’le ilgili olarak çevremdeki bazı şahıslar doldurdu. Ben kendi yaptığım araştırmalarda gördüm ki; Berat Albayrak bu işin sorumlusu değil ama alt seviyelerde bir şeyler oluyor” dedi. Son yaptığı açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla Peker, Berat Albayrak konusunda sıkıştırılmış. Şu an bulunduğu ülke Karadağ öyle demokratik, normları yüksek, hukukun ve insan haklarının işletildiği bir ülke değil. Eğer Türkiye Karadağ’a baskı kurarsa Sedat Peker’i yaka paça Türkiye’ye teslim ederler.

İlk paylaşımında Sedat Peker’in çok sinirli, kontrolünü kaybetmiş görüntüsü bize gösteriyordu ki Peker’in üstüne çok gidilmişti. Zaten sosyal medyayı şöyle bir tarasanız sayısız şeye rastlayabilirsiniz. “Yok Alaattin Çakıcı etek giydirecek, yok Alaattin Çakıcı’dan korktuğu için yurtdışına kaçtı, yok cinayet işledi; yok mafya kurdu”  Bunun dışında Alanya’da herkesçe bilinen bazı şahısların da ismini veren ve bir süre Alanya’da bulunduğu bilinen, adı şehrimizde bir takım suçlara karışan Ömer Korkmaz isimli Çakıcı’nın yakın adamlarından birinin açıklamaları vardı. Yine Peker’in adamlarından olduğu bilinen Ahmet Kürkçü de Peker’in talimatıyla işlenen cinayet ve suçları bir itirafçı edasıyla YouTube’da anlatıyordu. Yani Peker dört koldan saldırıya uğradı.

Buradan anlayacağımız Peker’in kim olduğu, hayatını nasıl kazandığı, isminin kamuoyunda nasıl bilindiği herkesin malumuydu. Devletin ilgili kurumları Peker’in geçmişini, geçmişte yapıp ettiklerini de çok iyi biliyordu. Buna rağmen Peker bir yerden bir yere aşırı gösterişli konvoylar, polis eskortları, resmi korumalarla şaşalı şekilde gidip geliyordu. Yine Peker, peşinde devletin resmi korumaları olduğu halde yüz binlerin katıldığı mitinglerde adeta vatan kurtarmış bir kahraman edasıyla kürsüye çıkıp nutuklar atıyordu. 

Şimdi burada soru şu: Sedat Peker’e bu imkanlar malum geçmişine rağmen, kim tarafından verilmişti?  Yine bu imkanlar kim tarafından hangi gerekçelerle elinden alınıp yurt dışına çıkmasına sebep olunacak kadar baskı yaptı?

İddialar o ki; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Berat Albayrak çekişmesi Peker üzerinden devam ediyor. Doğru mu, yalan mı bilemiyoruz ama iddialar böyle. Hatta bu iddialar içinde Silivri Emniyet Müdürünün intiharı, Süleyman Soylu’nun oğlunun aracının önü kesilerek İstanbul Emniyet Müdürlüğü Ekiplerince uyuşturucu aranması da dillendiriliyor. Yani İçişleri Bakanının oğlunun aracında İstanbul Emniyeti uyuşturucu arıyor. Doğru mu, yalan mı bilemiyoruz, ama bu iddialar sürekli sosyal medya mecralarında dillendiriliyor. 

Sonuç ne olacak, nereye varacak bekleyip göreceğiz. 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

7 + 5 = ?

 
En Son Haberler
AnketTümü
Antalya BŞB Başkanı Muhittin Böcek'in çalışmalarını beğeniyor musunuz?
 
haber yazılımı: buki