Radyo TimeRadyo Time

Toz duman içinde

Bu makale 21634 kere okunmuş.11 Haziran 2020, Perşembe - 12:50

Almancada şöyle bir söz vardır: “Die größte mafia ist der staat” yani, “En büyük mafya devlettir” demek. Bu ülkenin son altmış yılını bir cerrahın hassasiyeti ve bir neşterin tarafsızlığıyla ameliyat masasına yatırıp damar damar, hücre hücre, kesip dikip, incelesek açıkça devlet ve mafyanın iç içe olduğunu görürdük.

Geçtiğimiz hafta devlette ve yeraltı dünyasında bazı ilginç gelişmeler oldu. Çünkü aktörler bu gelişmelerle biz de çözmekte zorlandığımız birçok karanlık olayı çözmeye yaklaştık.

Sözünü ettiğimiz olay Semih Tufan Gülaltay’ın tutuklanması öncesinde çektiği ve kendi sosyal medya hesabından yayınladığı videolar. Yeraltı Dünyasında sosyal medya üzerinden açıklama yapmak biraz da modaya dönüşmüş durumda. Fakat söz konusu şahısların kontrolü kaybettikleri durumlar da oldu. Mesela Sedat Peker’in Berat Albayrak’ı suçladığı videolarından birinde kontrolü kaybettiği, sinirlendiği açıkça görülebiliyordu. Peker’in kontrolsüzce yaptığı açıklamalarda biz bazı önemli olayları anlamaya başlamıştık.

Semih Tufan Gülaltay’ın açıklamaları da hemen hemen buna yakındı. İlk başlarda Gülaltay oldukça dengeli bir seyir izledi. Fakat açıklamaları kamuoyu tarafından ilgi gördükçe kontrolü kaybetti. Son açıklaması ise kendisinin tutuklanmasıyla sonuçlanan bir süreci başlattı. Olayın böyle olmasına rağmen Gülaltay’ın suçladığı kişiler bir takım karanlık olaylarla ilgili açıklama yapmak zorunda kaldılar. Bu yazımda ben Semih Tufan Gülaltay, Doğu Perinçek ve Kaşif Kozinoğlu üçgenini anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle Semih Tufan Gülaltay’ın kim olduğuyla başlayalım: Kamuoyu Semih Tufan Gülaltay ismini ilk kez 1998 yılında o yıllarda İnsan Hakları Derneği Başkanı olan Akın Birdal’a düzenlenen suikastla duydu. Birdal Ankara’da İnsan Hakları Derneği ofisinde kurşunladı. Semih Tufan Gülaltay bu saldırı dolayısıyla “azmettirici” olarak yargılanarak 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu olaydan beş yıl sonra kamuoyunda “Rahşan Affı” denilen yasayla salıverildi. Gülaltay cezaevi sonrasında milliyetçi-ulusalcı bir parti kurarak siyasete girdi. Bu partilerin kuruluş çalışmalarına ve toplantılarına o dönemin güçlü generallerinden olan Hurşit Tolon gibi etkili isimler de katıldı. Yine cezaevi sonrasında Semih Tufan Gülaltay’ın dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’u ziyaret ederek bazı toplantılar yaptığı yazılıp çizildi. Son olarak Gülaltay Ergenekon kumpasında içeri alınanlardan biriydi. Ergenekon Davasının Gülen Cemaatinin Türk Ordusuna bir kumpası olduğunun anlaşılmasıyla cezaevinden salıverilenlerden biri de Gülaltay’dı.

Ergenekon tutukluluğunun bitmesinden sonra Gülaltay’ın adı uzun bir süre duyulmadı. Ta ki birkaç ay önce sosyal medya üzerinde başlayan yeraltı dünyasından bazı kişilerin açıklamalarına kadar. Alaattin Çakıcı’nın sağ kolu olduğu iddia edilen Ömer Korkmaz’la başlayan bu furya, Sedat Peker’in adamlarından Ahmet Kürkçü, yine Peker’in hasımlarından Cenk Çelik ve diğerleriyle devam etti. Aslında yukarıdaki isimlere benzememesine rağmen Gülaltay’da bu furyaya katılanlardan biri oldu. Kendisinin şahitlikleri, derin devlet, askerler, karanlık olaylar, suikastlar hakkında bir dizi açıklama yaptı. Bu açıklamalarında bugüne kadar kamuoyu tarafından bilinmeyen çok önemli bazı bilgileri ifşa etti. Açıklamalarında en önemli bilgilerden biri Erdoğan Ailesi’nin mal varlığı, yine Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayratar’ın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için ürettiği İHA’ların satışlarında dönen dolaplar ve yolsuzluk iddialarıydı. Açıklamalarının bir diğerinde ilginç olan ise Gülaltay’ın Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde hayatını kaybetmesiyle ilgili Doğu Perinçek’i suçlamasıydı. Bu açıklamalarından sonra Semih Tufan Gülaltay tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

Gülaltay’ın ölümünü gündeme getirdiği isim aslında asker kökenli bir MİT görevlisi. Kaşif Kozinoğlu, Harp Okulu mezunu bir subay olarak TSK’da görev yaparken MİT’e geçmiş biri. Kozinoğlu, 1995 yılında kendi isteğiyle TSK’dan ayrılarak MİT’e katılmış, Türk Cumhuriyetleri ve Afganistan’da görev yapmış önemli bir isim. Kozinoğlu Ergenekon Davaları sürecinde görev yaptığı yerden getirilip Silivri Cezaevine kapatılmıştı. Bu önemli MİT görevlisi cezaevinde hayatını kaybetmişti. Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevinde hayatını kaybetmesi hep bir muamma olarak kaldı. O dönem devlette etkili olan FETÖ’cüler “Ergenekon’cular Kozinoğlu’nu öldürdü…” derken, Ergenekon İddianamesinde adı geçenler ise Gülencileri suçladı. İşte bu noktada Gülaltay, Kozinoğlu’nun “Perinçek Grubunun  eski asker Hasan Atilla Uğur’ aracılığıyla zehirlenerek öldürüldüğünü” ima etti. Burada Hasan Atilla Uğur’un Perinçek Grubuna yakın bir isim olduğunun altını çizelim. Yani Semih Tufan Gül Altay “Perinçekçiler Hasan Atilla Uğur’u kullanarak Kozinoğlu’nu zehirleyerek öldürdü” diyor. 

Aslında burada soru şu: Gülaltay’ın tutuklanmasına sebep olan şey Erdoğan Ailesiyle ilgili yolsuzluk iddiaları mı, yoksa Perinçek Grubuna yönelik iddiaları mı? Bunu zaman gösterecek ama ortalık toz duman.

Bana tuhaf, ilginç, şüpheli, ürkütücü, korkunç ve şaibeli gelen şey ise yetmişli yıllardan bu güne kadar her karanlık olayda olumlu ya da olumsuz olarak (ama muhakkak) Aydınlık ve Perinçek isimlerinin geçmesi.

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

2 + 7 = ?

 
En Son Haberler
AnketTümü
Antalya BŞB Başkanı Muhittin Böcek'in çalışmalarını beğeniyor musunuz?
 
haber yazılımı: buki