Radyo TimeRadyo Time

Yalan fare deliğinden geçer, doğru kapılardan sığmaz

Bu makale 3143 kere okunmuş.22 Haziran 2020, Pazartesi - 13:30

İnsanoğlu neye inanmak isterse, onu çok kabullenirmiş; işine gelir çünkü. “Seviyorum” diyene, “Ne istersen, o olsun” diyene, “Senin için ne yapabilirim” diyene, “Her zaman yanındayım” diyene.
Diyene de diyene…
Söz ağızdan gider, kulaktan çıkarmış.
Kalpten çıkan, kalbe gidermiş.
Sözde anlaşamayan, gövdede dövüşürmüş. 
Bu sıralar, belki birçoğunuz tanıyorsunuz; televizyonlarda, radyolarda, üniversitelerde birçok programa imza atmış, çok değerli bir hukukçu, divan edebiyatını hatmetmiş bir şair, tasavvufu ve aşıkları kendine rehber edinmiş bir eğitimci olan Hayati İnanç hocamı dinliyor ve takip ediyorum. Ruhsal açıdan terapi gibi geliyor.
Öyle derin konuları öyle güzel cümlelerle ile açıklıyor ki anlatamam. Takip etmenizi tavsiye ederim. 
Bir cümlesi beni etkiledi; Yalan fare deliğinden geçer, doğru kapılardan sığmaz”
İlk birkaç dakikayı cümleyi anlamakla geçirdim. O kadar yerinde ve doğru bir söz cümlesi ki, bu kadar olur!
Çok çabuk söylediğimiz, çok çabuk inandığımız ya da inanmak istediğimiz sayısız yalan gerçekten de ansızın gelişiyor. Çok emek vermeden yapılan her iş veya eylem gibi pek bir hükmü de yok. Anı kurtarmak, göz boyamak, aldatmak, aldanmak, oyalamak, oyalanmak, zaman kazanmak ki bu kısmı hiç sağlıklı değil. Benimki de boş laf gibi oldu. Yalanın hangi kısmı sağlıklı ki?
Çok lüzumsuz kişilerin çok lüzumsuz laf zincirinden başka bir adım öteye gidilemeyen bir söz dizinden başka bir şey değil, yalan.
İlk anda durum kurtardığı bir gerçek fakat gerçekten sağlıklı düşünebilen insanların hiçbir zaman tenezzül etmeyeceği, üzerinde kafa yormayacağı bir durum yalan söylemek.
Bu yazacağım cümle de Hayati İnanç hocamın yorumundan bir alıntı; “Travma yaşayan insanların, travma yaşatmak ve hayattan intikam için sığındıkları söz dizisi” diyor, yalan için.
Yalan söylemek alışkanlık haline dönüşmüşse, her ortam, her olay için başvurulmaya başlanmışsa bir bir ruhsal bozukluk olarak algılanıyor, uzmanlar tarafından da.
Yalanın pembesi, beyazı olmaz. Sadece kendimizi kandırırız böyle cümlelerle.
Ama yalan zeka gerektirir, bu bir gerçek. Birincisi yalan duruma ve olaya göre şekillenecek ise, üzerinde kafa yormak lazım. İkincisi hangi konuda, hangi yalanı söylediğini unutmayacaksın. Üçüncüsü de kime yalan söylediğin. 
Velev ki yalanı söyledin bitti, seni karşındaki çok sessiz ve yorumsuz dinlemişse, orada dur, yalanı devam ettirme. Bil ki; karşındaki kaba tabirle yutmamıştır yalanını. Orada bırak. Doğruya yönel.
Dikkat edin; en zor kısmına geldik olayın. 
Çünkü;
Doğruyu söylemek, karakter ister, yürek ister, emek ister, samimiyet ister, merhamet ister, vicdan ister, saygı, sevgi ister, zaman ister, ister de ister. Ama birkaç kez istikrar gösterirseniz doğruyu söylemekte, ne yalan söylerken çektiğiniz zahmeti çekersiniz, ne de karşınızdakini sizi kabullenme aşamasında zora sokarsınız. 
Doğruyu az insan, yalanı aciz insan söyler düsturu ile kaybetmek pahasına da olsa dosdoğru söyleyin, doğru kalın bence. 
Kapılardan zor geçen doğrunun da her kapıyı açtığını aklınızdan çıkarmayın. 
Zannımca çok baba bir laf ettim sanırım. Tabii kendimi kandırmıyorsam… 

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 1 = ?

 
En Son Haberler
AnketTümü
Antalya BŞB Başkanı Muhittin Böcek'in çalışmalarını beğeniyor musunuz?
 
haber yazılımı: buki