Yücel, Sönmez, Çakır ve diğerlerine çağrımdır

Bu makale 5244 kere okunmuş.19 Mart 2019, Salı - 14:25

2014 Yerel Seçimlerinde Hasan Sipahioğlu'na karşı Adem Murat Yücel ve Türktaş yarıştı.

Adem Murat Yücel kazandı. 

Bir ülkücü olarak, MHP'nin üç hilalli bayrağını Selçuklu'dan kalma surlara astığımız gün yaşadığım sevinci, bir daha ömrüm boyunca yaşamayacağım belki. Uzun hikaye; sıkmak istemiyorum kimseyi, bu yüzden kısa kısa geçiyorum.

Ben Alanya'da yaşayan bir vatandaş ve bir gazeteci olarak 2014 Seçimlerinde Adem Murat Yücel'i destekledim ve Sayın Hasan Sipahioğlu ile ilgili çok ağır yazılar yazdım. Haksızlık ettiğim konuları şimdi görebiliyorum.

Aslında Hasan Sipahioğlu'nu eleştirebileceğim çok fazla açığı yoktu. Hiç kimse Sipahioğlu'nu "hırsızlık, rüşvet, yolsuzlukla suçlayamaz. Yapmadı çünkü! Biraz kibirli, biraz soğuktu, aldığı karardan da asla geri dönmeyen bir yapısı vardı. Hepsi bu. Dürüst, namuslu adamdı. Allah, kendisine sağlık selamet versin. Hasan Sipahioğlu, artık bu şehrin Hasan Başkanı, Hasan Abi'si oldu. 

Neyse.

2014 senesi seçim sürecindeyiz. Yukarıda yazdığım gibi Hasan Abi’yi eleştirecek konu yok. Ne yazabilirim diye düşünüyorum. Abi, adam dört dörtlük belediye başkanlığı yaptı. "Çalışmadı" desek yalan. "Hırsızlık yaptı, rüşvet aldı" desek yalan. İçimden diyorum ki kendime; “Bir bahane bul da yüklen" Yok abi, bulamadım bir şey!  En sonunda şöyle bir metin yazdım: "Sayın Hasan Sipahioğlu, bir defa senin bacakların çarpık, boyun kısa, kafan da kel. Alanya gibi güzel bir şehre senin gibi pek de biçimli olmayan bir belediye başkanı valla yakışmıyor" Haklısınız, Hasan Abi’ye haksızlık ettim, ama adamı eleştirecek başka bir şey bulamadım. Konuya oradan dalmış olduk.

Ertesi gün encümen toplantısı var ve ben gazeteci olarak o toplantıyı takip etmek zorundayım. Haliyle Hasan Başkan’la yüz yüze de gelmekten çekiniyorum. Belediye binasının başkanlık katına korkarak çıktım. Kafamı başkanın sekretaryasının bulunduğu odaya uzatıp görevliye, "Başkan encümene girdi mi?" diye sordum. Görevli cevap verirken biri arkadan omzumu yakalayıp çevirdi. Bir de baktım, Hasan Başkan. Sipahioğlu, "Orhan, ayıp lan sana! Ben senin yazdığın kadar da tipsiz değilim" diyerek bana sarıldı. Yüzünde büyük, yüce insanların yüzünde görebileceğiniz gülümseme. Tabii "Başkanım, yanlış anlamayın" falan diye kem küm edebildim.

Şimdi merak ediyorsunuz bu hikayeyi ben neden yazdım; anlatayım efendim:

Seçim sürecinin son günlerine girmiş bulunuyoruz. Demokrasilerde seçim bayramdır. İddialar olur, isnatlar olur, suçlamalar olur. Bunlara kızmamak, kırılmamak, kin etmemek gerekiyor. Madem "Benim dalımda meyvem var" diyorsunuz, o halde taşlanmaktan da gocunmayacaksınız. Bu bir yarıştır. İyi olan kazansın!

Son günlerde gördüğüm o ki; 2019 Seçimi, 2014 Seçiminden çok daha gergin bir havada geçiyor. Özellikle gençlerin frenlenmesi, bir kavgaya, bir taşkınlığa, bir öfkeye, bir saldırıya yol verilmemesi gerek. Bu da yarışan adayların vicdanına, ahlakına, izanına, demokrasi anlayışlarına havale edilmiş bir mevzudur.  

Tabii ve elbette, polis ve ilgili kurumlar gerekli tedbirleri alıyordur ama ben yine de bu konuyla ilgili kaygımı yazmak istedim.

Bu şehirde hiç kimse birbirine yabancı değil. Bizim kalplerimizi birbirine bağlayan yaşadığımız bu güzel coğrafyaya duyduğumuz sevgidir. 

Kardeşlikle, huzurla, sadakatle...

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 4 = ?

 

Yazarın Bazı Diğer Makaleleri

    Bunlar da ilginizi çekebilir

      En Son Haberler
      YazarlarTümü
      haber yazılımı: buki